
Kitap hakkında yoruma başlamadan önce eserin öneminden bahsetmek istiyorum: İnsanlığın ana yurdu olarak tanımlanan MU uygarlığının ,uygarlığın beşiği olmasının bir çok bulgu mevcut.Bu kitapta da mevcut olan bulgular sayesinde bugün Pasifik kıyılarına gömülmüş olan Mu kıtasının hikayesini ,etkileyici bulanlardan biri olan MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün de inceleyip araştırması ilginçtir. Atatürk’ün Mu kıtasından geldiğini iddia edenlerin sayısı çoktur. Bununla ilgili iddiaların sonuçlarını Mu kıtasının neden bu kadar uygarlığın doğumuna sebep olduğunu da anlamak mümkün. O yüzden bu kitabın ülkemizde basılması geç de olsa önemli. JAMES CHURCHWARD arkeolojik tabletleri deşifre ederek aktardığı bilgiler 70 yıl önce dilimize çevrilmiş ve uzun uzun incelenerek ve hakkında raporlar hazırlanarak ATATÜRK tarafından okunmuştu.
Halen Anıtkabir Kütüphanesi’nde camekanlı vitrinlerde bu eserlerin ingilizcesini görebilirsiiz. ATATÜRK’ün en çok merak ettiği konulardan biri olan Türklerin ve Anadolu İnsanının kökleri ve atalarıydı. Bu amaçla 1930′da TÜRK TARİH KURUMU’nu kurdu.Atatürk’ün kitapta da bahsi geçen sözleri şu şekilde idi: “Bizim Türk milletinin eski ve şerefli bir millettir.Zaten Orta Asya’nın Altay yaylasında yetiştiği için “kartal”ın meziyetlerini daha gençliğinde kazanmıştır.Ta uzakları görür,hızlı bir uçuşu vardır ve bu ruhu barındıracak kadar kuvvetli bir beden sahibidir.” Atatürk’ün de parmak bastığı gibi Türk soyunun bu kadar ölümsüz bir ırk olmasının sebeplerinden biri de uygarlığın beşiği olan Mu kıtasından mı gelmesiydi? Mısır, Atlantis,İnka ve Azteklerin tarihe vurduğu damgaların Türklerin de vurmasına ” ilginç bir tesadüften öteye gidemez” diyemeyiz. Kızılderililerin soyunun Türklerden gelmesi gibi bir soru da gündemde iken böyle bir araştırmanın yapılması gayet doğal.Bering boğazıyla açıklanmayacak kadar ilginç bir hikaye bu olay. Gelelim yazarın hikayesine:
Albay JAMES CHURCHWARD hayatını adadığı bu araştırmalarıyla bilinmeyene doğru bir serüvene çıkmıştır. Hint tapınaklarının mahzenlerinden Avusturya’ya, Sibirya’dan Güney denizlerine kadar pek çok ülkeyi gezen James Churchward,1868′de İngiliz Ordusu’nda görev yaparken bir tapınak rahibiyle yakın dost olmuş ve ondan tapınak mahzenlerinde yatan bir çok eski tabletlerin nasıl tercüme edileceğini öğrenmiştir. Bu tabletler bizim uygarlığımızdan önce,çok muazzam bir uygarlığın doğduğunu,geliştiğini ve yok olduğunu söylemektedir.
Kitap KAYIP UYGARLIKLAR SERİSİ’NİN 1.kitabı olarak karşımıza geliyor.Henüz yeni çıkmış olan kitabı birçok kitapçıda henüz göremedim. Yaşamının 50 yılını bu araştırmalara veren James Churchward,bizlere de gerek kendi kökenimizi ,gerekse de Mu uygarlığının oluşumunu ve günümüze etkileri hakkında bir rehber görevi görebilecek bir kitap sunuyor. Eseri bayağı bir etkileyici bulduğumu itiraf edeyim.70 yıldız bu eserin bizden alınması gücüme gitmedi değil.Kitaptan tek bir sonuç çıkartamıyorsunuz. Her sayfasını okurken kafanız tarih girdaplarında dönüp dolaşıp,elinizdekilerin bilgilerin yetersizliğine hayıflanmakla geçiyor. Başlangıçta Mu uygarlığının coğrafi özellikleriyle bir giriş yapıldıktan sonra ilerleyen sayfalar çeşitli ırkların coğrafi özellikleri ile ilişkilendirmeye gidiyor. Kitabın kurgulanması iyi olduğundan başa dönüp bir daha okuma gereğini duymuyorsunuz. İnsanın geçirdiği bilgi evriminde esasında çıkış noktasının Mu olduğu anlatılıyor.
Dikkatimi çeken bir başka nokta ise James Churchward’ın hiçbir zaman kabullendirme amacına yönelmemesi. Kimimize göre bu psikolojik bir kabullendirme gibi görünse de ben bu etkiyi kendimde görmedim.Yazar devamlı “benim bulgularıma göre” “buradan çıkartabileceğim sonuç” gibi sözcüklerle bizlerin üzerine bir yük eklemekten kaçınıyor. Kitabın ilerleyen bölümleri ise coğrafik bölgelerin. Yani Meksika, Mısır, Orta Asya, Anadolu gibi yerlerin dinsel ve folklorik özelliklerinin anlatılması ve bulunan kalıntıların Mu kıtasındakilerle bağdaştırılması ya da çakışması. Her bir bölgenin kısa bir tarihinin de verildiği eser,bu açıdan daha sağlam temellerle kitabı okumamıza neden oluyor. Kitapta beğenmediğim bir özelliği ise gereğinden fazla terminolojik terimler kullanılması. Her ne kadar James Churchward coğrafi isimleri günümüzdeki isimlerle anlatmak istese de,gene de bu kötü özelliğini gözümüzden kaçırtamamış. Bu yüzden kitapta çok akıcı bir okuma yok. Buna rağmen Perşembe aldığım kitap Pazar günü bitti.İçeriği ve kurgusuyla sürüklüyor,yazı diliyle değil.
Yine de tavsiyem, müzik dinlerken ya da etrafınızda hareketli bir ortam varken rahatça konsantre olamama riski yüzünden sakin ve sessiz bir ortamda okumanız yönünde. Kitabın sonlarına doğru para-normal olayların da içine girdiği eserde,örneğin sıcak bir kömüre dokurken acının hissedilmemesi için gereken öğretileri üstü kapalı sunuyor.Düşünce gücünün ve bedene hakimiyetin asıl olduğu durumlara gelmek için yapılacak evrimsel düşünce gücü sonlara doğru iyice kendisini gösteriyor. Dikkatimi çeken bir eksiklik ki bu sanırım Türk okuyucularına özgü olacak;Kitabın bazı bölümlerinde aslında bize KAYIP UYGARLILAR SERİSİNİN 2.Kitabı olarak sunulacak KAYIP KITA MU’dan hatırlatmalarla , kitabın bütünlüğü biraz olsun azalmış.
Hazır bahsetmişken Serinin son kitabı MU’NUN KUTSAL SEMBOLLERİ . Eski uygarlılara,düşünce gücüne ve para-normal olaylara meraklıysanız sizi hiç oyalamayım,çünkü şu an kitabı alma girişimlerinize başlamış olabilirsiniz. Ercan Arısoy çevirisiyle EGE META yayınlarından çıkan eser, herşeye rağmen kütüphanenizdeki yerini alacak gibi görünüyor.
Son Yorumlar