1770_thomas_gainsborough_the_blue_boy-wr400
Batı’nın resim tarihinde popüler kültürün bir parçası haline gelen bir kaç resim vardır. İngiliz sanatında bundan iki tane vardır.1821 senesinde çizilmiş olan bir manzara resmi. diğeri de bundan neredeyse 1 asır önce genç bir çocuk imgesinin resmedildiği “Mavi Çocuk” adlı portredir. Bu Thomas Gainsborough’undur. Gainsborough vatandaşı Reynolds’la birlikte 18.yy’ın en başarılı portre ressamıdır. İngiliz meslektaşıyla girdiği bir anlaşmazlık sonucu bu resmi çizdiği söylenir. Fakat Gainsborough’un esas tutkusu portre çizmek değildir. Ona en büyük huzur veren şey, manzara resmi çizmektir. Her iki alanda da kendini bir usta olarak kabul ettirmiştir.

benjamin

Reklamı, hayal vaatlerinin kendi endüstrisine bir vergi gibi dayattığı kurnazlık olarak farzeden, esin kaynaklarından biri “Alois Riegl”, “1900′lerin başında Berlin’de çocukluk” kitabında: ” bir şehirde yolunu bulamamak pek bir şey ifade etmez. bir şehirde, ormanda kaybolur gibi kaybolmak ise eğitim ister.” diyerek istemsiz yanılgılara, alegorilere, zamana dair görüşleri sunan, estetik kuramcısı olarak ise “estetik teorisi” kitabında, Rainer Warning’in alımlama estetiğindeki gibi Theodor Adorno”nun topluma ve sanata olan bakışını merkeze koyan analojileri bize sunup, şiiri okuyucudan, resmi seyirciden, senfoniyi de dinleyiciden, ne meydana geldiğini ne de onlar için üretildiğini anlatmak gerekmediğini, sanatı onu alımlayan suje çevresinde görüp, bundan uzaklaşıldığı takdirde oluşabilecek klasik estetik sorunlarının üzerine giderek, eşsizliğin güzeliğine olan sadakatiyle bilinen alman toplum, sanat, edebiyat, yaşam, felsefe, estetik ve kabul buyurursanız görsel iletişim ve tasarım, reklam etiği cerrahı…

 

james1İkna edici iletişim yollarını araştıranlara kitaplarını tavsiye edeceğim, reklamcıların pek sevdiği, Alman idealizmini yıkan- ne ironiktir ki alman idealizminin bilimsel ve savaş alanındaki hipnoz gibi ırkçı ve faşist politikalarına uyan deneyler yapan ve bu konudaki savunuculara yollar açan-, Amerikan psikolojisinin babası sayılan, yaratıcılığın mental hastalıklarla olan ilişkisiyle ilgili düşünceleri ve sıradışı bilinç algısı ile budist meditasyon deneyleriyle ün pekiştiren, fonksiyonalist ekolün de kurucularından olan, Friederich Bergson, Henri Schiller’ın desteklediği, Bertrand Russell’ın düşüncelerine çok önem verdiği, gerçeğin pratik faydanın ta kendisi olduğunu söyleyen, fizyoloji ve tıp eğitimi yetkin nitelikte psikolog, filozof.

Bilincin varlıksal nedenini, kendisinden üstün tutarak bilinç konusunda keskin tavrıyla davranışçıların karşısına çıkmıştır ve bilinci yok sayar. Ona göre rasyonel bilinç olarak adlandırdığımız normal uyanık bilincimiz, bilincin ancak özel bir biçimidir ve birbirinden tamamen farklı potansiyel bilinç biçimleri vardır. Pragmatizmden hareketle ruhçuluğu kendine yol olarak seçen ve bunun sebebini materyalizmin hayal kırıklığı yaratan sonuçları olduğuna dayandıran James, pragmatizmin kendisine hiç heyecan vermediğini de söyler ve heyecanın hayatın anlamı olduğunu her fırsatta vurgular. Ayrıca “bir çok insan önyargılarını yeniden düzenlemeyi düşünmek sanır.”  sözü ünlüdür. Ona göre “insanın dünyadaki durumu, kedinin kitaplıktaki durumu gibidir; görür ve duyar ama hiç bir şey anlayamaz.”

laing_rd
Antipsikiyatri kuramcısı olarak anılan Laing, daha sonraları görüşleri kuantum kimyasındaki tartışmalara da referans olmuş ve de yaptığı terapilerde kişinin psikolojik problemlerini dış dünyanın hastalıklı olmasına bir şekilde bağlayıp, hastayı hasta olma halinden “bir nevi” kurtardığı ya da akladığı telkinlere mazhar olmuş kişidir de. “Delilik her zaman kişiliğin çökmesi olarak anlaşılmak zorunda değil, bir atılım olarak da düşünülebilir. Tutsaklık ve varoluşçu ölüm olduğu kadar, özgürleşme ve yeniden doğuşun da tohumlarını taşıyor olabilir…” diyerek şizofreni gibi hastalıklara ‘ontolojik güvensizlik’ diyen bir tavrı benimsemiştir. “Bölünmüş Benlik” adındaki kitabı kabalcı’nın Beşiktaş şubesinde kolay bir rafta alınması adına halen sergilenmektedir.

Ayrıca ve çoğu insanın hemen hatırlayacağı üzere ; “Hayat cinsel ilişki yoluyla bulaşan ölümcül bir hastalıktır.” şeklinde ifade ettiği eşsiz bir metaforik sözüm de sahibidir.

 

kandinsky

“Sanatta Ruhsallık Üzerine” adlı kitabında; 

“güzellik ruhsal ihtiyaçtan doğar;ruh bir piyanodur, renkler bu piyanonun tuşları, gözler ise tellerine vuran çekiçleridir. sanatçı ise farklı tuşlara basarak insan ruhunu titreten eldir” 

ve de Schoenberg’e yazdığı mektuplardan birinde, 

“eğer bir ressam kendi iç dünyasını kesin olarak biçimlendirmek ister ve buna kendini şartlarsa, müzisyenin kendi iç dünyasını, hiçbir doğa öğesini araya katmaksızın kolay ve doğal olarak ifade ettiğini bir çeşit kıskançlıkla görür. böylece ressamda aynı soyut ifade biçimini kendi resminde arar ve bundan dolayıdır ki; bugünkü resmi ritmik, matematiksel ve yapısal bir biçimleme eğilimi içindedir.” 

diyerek müzik-resim ilişkisine değinen sinestezi hastası olmasına kendisi dahil şükredilecek ressam, estetik teorisyeni. Eserleri için tıklayın.

kandinsky

Uzayın derinliklerini tarayan dev bir radyoteleskopun bir anıta dönüşümünü Rotterdam kentine diktiği çelik, cam ve pleksiglas “Kurulmuş Heykel” adlı yapıtta bulabileceğiniz, eserlerinde yüksek matematik modellemeleri kullanan, Rusya’da doğup Amerika’da 70 lerin sonuna doğru ölen, teknolojinin insanoğlunun başarısı içinde anlam kazandığını düşünen, konstrüktivist, kinetic art temsilcisi dahi heykeltraş sanatçısı…

 

Amsterdam’daki müzede sunulan “suprematizm” adlı eserine spreyle dolar işareti yaparak saldırı düzenlenmiş, resimlerinde saf geometrik formlar kullanan , amacı hiçliğe varmak olan ve bu yüzden ironik bir şekilde kendi vatanı Rusya’da ağır eleştiriler alan Piet Mondrian’dan bağımsız olarak de stijl örüntüler sunan ressam…

Suprematism

Matematiğin içi soyut bir sistem olduğu için düşünme aracı olmadığını savunan biri olarak diyalektiğe ve fuzzy logic’e(saçaklı mantık) katkıları olmasıyla garip bir hal alan, Bertrand Russell’ın sıkı muhalifi olduğu, matematik hakkındaki düşüncelerinden dolayı temel düşünce akışına eleştirisini Godfrey Harold Hardy’ nin “Bir Matematikçinin Savunması” kitabında bulabileceğiniz, deneysel matematikte Gauss, Pascal, Euler çalışmalarında görüldüğü gibi, bir çok şekilde matematiğin toplum yaşantısından kopamayacağı ve onsuz gelişemeyeceğini örneklenmesiyle bu alandaki düşünceleri günceldışı kalan, sanatı ruhun madde içindeki görünümü olarak açıklayarak, doğanın güzelliğini reddedip, sanat güzelliğini savunan, ide seviyesinden mesut, düşünür kişi…


National Geographic, Times gibi dergilerde sık rastlayabileceğiniz fotoğraflarıyla sizi “an”la bir eden ki Ntv’deki “işte o an” programında da bazen fotoğraflarının kullanıldığına rastladığım, kitabını halen Robinson Crusoe kitabevi dahil bulamayarak bizi amazon’lara düşüren, istanbul’da sergisinin defaatle açılmasını istediğimiz, savaş fotoğrafçısı, gezgin, fikri hür, muhabir, kafası bir dünya sanatçı kişisi.. Sitesi için ; www.jamesnachtwey.com

Pipo dilemmasıyla Michel Foucault tarafından irdelenen ve Salvador Dali’den daha sürrealist ve füturist olduğuna dair yorumlara katıldığım belçikalı ressam…Füturizm ilgisi şair arkadaşından gelir. Nehir konseptine sahip resimlerinin altında yatan nedenin, annesinin nehre kendini atarak intihar etmesinin olduğu söylenir. Yayıncılık mesleğiyle de uğraşmış olup, gökyüzü, kuş, kadın, su gibi imgeleme tekrarları göze çarpar ki beni en çok çarpanları, kuş yumurtasına bakıp kuşun resmini yaptığı [perspicacity], ailece verilen tabut pozu [manets balcony] resimleridir.

mh_jacksonpollock2

Iphone aplikasyonu yapılacak kadar kitleleri etkisinde bırakan bu adam önce tuval bezini yere yayar, eline boya kutularını alıp bir sopayla boyaları tuvale saçar, kendinden geçercesine yoruluncaya, ‘bitti artık’ deyinceye kadar sürdürür,sonuç da bir tür soyut resim olur. yapıtını resmin karşısında durarak değil, çevresinde dönerek, içine girerek yaratan, New York Okulu akımının öncüsü bu sanatçının hayatını konu alan, “Ed Harris”in hem yönetip hem Pollock’u iyi de oynadığı “Pollock” adında bir film de mevcuttur. Sitesi için http://www.jacksonpollock.org/

Pollock’un kendisinden “Action Painting” dersi verircesine tarihi görüntüler:

İnsanları “Action Painting” akımı olarak nasıl etkilediği için:

Iphone Aplikasyonu için:

“Jackson Pollock by Miltos Manetas” for iPhone from Memo Akten on Vimeo.

tanpinarSon zamanlarına doğru tek kişilik kahraman hikayelerinden sıkıldığını belirtirken, zengin hayal gücü; resim, heykel, müzik gibi sanat dallarını iyi kavraması ve tatmasıyla, ayrıca felsefi ve psikolojik unsurlara olan usta etüdleri ile açıklanabilir sanıyorum. Ancak hayal gücünü hiçbir zaman varolan koşulları yerlebir edip bizden uzaklaştıracak kadar da fantezilerin esiri olmamıştır. Hatıraları, ölüm pençesinde olduğunun hissiyatının ve vakti kalmamışlığının betimlemesi olarak anlaşılmalıdır. Bu kadar zengin ironinin ki özellikle “Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ndeki ironik anlatımının her tonlamasına hakim olması gibi. Tanpınar, insan kavramına verdiği değerini “İnsanlar Arasında ” adlı zeus’a ithafen, onun tüm tanrılık güçlerini bırakıp, insan kılığında yaşamaya başladığını anlattığı yarım kalan şiirinde de vurgulamıştır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’in ilk dönemlerine, bürokrasiden modaya, her kurumu acı ve derinden eleştirisi takdire şayandır. -Yaşar Kemal, evet esinlenilmiş ve kıskanılmıştır ama- asıl ana esinlenme kaynakları -özellikle kurgulama bazında- Proust, Huxley ve Joyce etkisidir. o nefis “Huzur” romanı ise nadide olması sebebiyle başlıbaşına kendini ait olduğu yerde yorumlama zevkine bıraktığım kitaptır.

abdulmecid

Sultan Abdülaziz’in oğlu olup II. Meşrutiyet’in göze çarpan hareketli siması…Bugun Ortaköy’deki Boğaziçi silüetine anlam kazandıran Ortaköy Camii’ni yaptıran da kendisidir. Beyninde ressamlığı, kanımca şehzadeliğinden daha ön loblarında yer edinmiş, Guillnet ve Zonara gibi ressamlardan da etkilenmiş bu şehzademiz, saray konulu resimleriyle de bilinmiş olup İbrahim Çallı kuşağının ışık-renk sistematiğini benimseyerek Klasisizm açısından bizlere de haz vermeye başlamıştır. Sergi ve atölye açılması konusunda Osmanlı’nın son dönemlerinde resme olan katkısını yadsımamak lazım. Aynı zamanda Abdülhak Hamit ve Recaizade Mahmut’un portreleri de tarihi babda görülmeye değerdir. Bir de yarı poz yarı enstantane halde “sarayda beethoven” ve “harem’de goethe” resimleri Osmanlı’daki durgunluğun ve aldığı oryantalist eğitimin bir sonucu olsa gerek.

Dilşad Hatun
Dilşad HatunHarem’de Goethe

 Haremde Goethe

Takiyuddin-MinyatürAli Kuşçu’nun torunuyla ortak çalışıp Osmanlı İmparatorluğu’na 3. Murat zamanında bir rasathane kazandırmış Şam’lı gökbilimci,matematikçi… Rasathane, bugunkü Cihangir’in Tophane sırtlarında idi ve elyazmaları da halen Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nde saklanmaktadır ve dijital formatta arşivlenmiştir. Başka bir açıdan ise kendisinden, birçok başarılı araştırmaya evsahipliği eder iken , o devirde meydana gelen kuyrukluyıldız gözlemi, veba salgını ve en trajiği ‘meleklerin bacaklarını gözetlemek’ aktivitelerinin sebep mahalli olarak da gösterilmesi sonucu Kılıç Ali Paşa tarafından denizden topa tutularak yıkılan yobaz kurbanı olan rasathanenin de kurucusudur, şeklinde de bahsedilebilir.

tchaikovsky1

Son zamanlarına doğru kendisiyle yüzyüze görüşmeyi kabul etmeyen ve mektuplarla iletişim kurduğu hayranı olan bir dul kadın tarafından harçlık alan, son eseri Pathetique Senfoni’yi bitirdikten hemen sonra ölen, Robert Schumann ve Johannes Brahms romantizminden etkilenmiş, senfonik şiirlerinin ilham perisi ise Franz Liszt olan, eşcinsel olduğu da rivayet edilen, içindeki melankoliyi ve bundan kaynaklanan korkuyu sadece şeytanın bilebileceğini düşünen, Jascha Heifetz kemanından ve London Symphony Orchestra’sından huşu içinde dinlemeyi sevdiğim , Cemal Reşit Rey’de her yıl mutlaka adına konserler düzenlenme ihtimali yüksek olan rus sanatçı…