Tem 192018
 

Yeni araştırmalar, bilimin popülerleşmesine büyük katkı sağlayan Carl Sagan’ın söylediğini teyit ediyor: İnsanlar gerçekten “yıldız elementlerinden” oluşuyor – ve artık insanoğlunun elinde bunu ispat edecek haritalar var.

IBTimes’da ve Gizmodo’da yer alan habere göre, New Mexico’daki Sloan Sayısal Gökyüzü Araştırması(SDSS) bölümünde çalışan bir grup astronom, Samanyolu Galaksisi boyunca yaklaşık 150 bin yıldızın bileşimini analiz etmek için APOGEE(Apache Point Observotary Galaktik Evrim Deneyi) spektografını kullandı. Ekip, yıldızların her birinde karbon, hidrojen, azot, oksijen, fosfor ve sülfür olmak üzere “CHNOPS” elementleri miktarını kataloglamış ve galaksideki bu yaşam yapı taşlarının prevalansını(yayılma durumunu) çizmişti. Continue reading »

Eki 112009
 

Gezegenler Mitolojisi

Bir süreden beri Google Moon vasıtasıyla daha iyi gözlemleme şansı bulduğumuz Gök Kavramlarının, Dünya mitolojilerindeki karşılık gelen oluşum mitlerine dair araştırmamı aşağıda bulabilirsiniz. Hemen altında ise meraklıları için bir indeks mevcut:

Continue reading »

Nis 122009
 

Astrofizikçi stephen hawking
TED 2008 röportajında Stephen Hawking kendisine sorulan ve evrenın başlangıcına, ufoların varolup olmadığına ve insan ırkının geleceğine dair soruları kimi zaman espirili bir dille cevaplıyor. Bu zevkli, merak dolu ve kimi zaman keskin cevaplar içeren röportajı aşağıdan izleyebilirsiniz.

Mar 172009
 

 

olbers

Karanlıklar Prensi Edgar Allan Poe’nun da ilgilendiği ve “eureka” denemesinde”; yıldızların sayısı sonsuz olsaydı, gökyüzünün her yanı eşit derecede parlak, yani gökyüzünün her noktasında bir yıldız olurdu. oysa, gökyüzüne teleskoplarla baktığımızda, hiçbir ışığın gelmediği boş bölgeler görebiliyoruz. bu bölgeler, henüz ışığın bize ulaşamadığı yerlerdir.” diyerek getirdiği isabetli bir yaklaşımla astronomların, “gökyüzünde yalnız gezen bu kadar yıldız varken neden allahım onların bu kadar ışığıyla evren bu kadar karanlık?”türünde bir soruyla anılan bu paradoksun çözümü karşısında ilgisinin çekildiği paradokstur. 

Astronomik anlamdan bakıp basitçe özetlersek ise; “eğer sonsuz galaksi varsa ve bunlarda sonsuz ışık kaynağı ise, bizim gökyüzünü her an çok parlak görmemiz gerekir” diyen ve Paul Wesson tarafından çözülmüş paradoks.. Diğer yandan bu çözüme ulaşılmadan da “Charlier nin silsile teorisi” doğruysa ortadan teorik olarak kalkabileceği düşünülmüş paradoks.. Artık uzay öklit uzayı(uzayda maddenin olduğunun ispatlanmasından dolayı) olmadığı için ve sonsuz bir öklit uzayında, sonsuz sayıda yıldız yahut galaksi olabildiğinden ötürü ve statik dağılıma ihtiyaç duyduğundan dolayı, sonsuz galaksinin ve ışık kaynağının olmaması gerekir..Evrenin genişlemesi keşfiyle beraber, ışık kaynağı 2 kat azalmaktadır ki statik evrende gökyüzünün çok karanlık olması gerekir…Haliyle bu da Olbers Paradoksunu çözer niteliktedir.

Mar 172009
 

mitologyaUsta Metin And’ın 46. ve Akbank sponsorluğunda çıkan, kalın mı kalın renkli mi renkli bir referans kitabı.  Peygamber mucizelerinden, mahşer ve öteki dünyaya, burçlar mitologyasından, ulu kişiler mitologyasına , gök cisimleri mitologyasından, mitologya yaratıklarına , bir çok minyatüre ulaşma imkanınızı elinizin altına koyan, ulu kişiler mitologyasında mevlana teması işlenen, kaynak olarak özel izinle girilen Topkapı Sarayı müzesi kitaplığındaki minyatürlü yazmaları, Taberi’nin Arapça Dünya Tarihi, Firdevsi’lerin Şehname ve Süleymanname’si gibi eserlerden faydalanan, içinde her minyatür ve onun hakkında mitolojik metni açıklayan bir düzende, dizini nefis hardcover kitaptır…

Eyl 052008
 

Takiyuddin-MinyatürAli Kuşçu’nun torunuyla ortak çalışıp Osmanlı İmparatorluğu’na 3. Murat zamanında bir rasathane kazandırmış Şam’lı gökbilimci,matematikçi… Rasathane, bugunkü Cihangir’in Tophane sırtlarında idi ve elyazmaları da halen Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nde saklanmaktadır ve dijital formatta arşivlenmiştir. Başka bir açıdan ise kendisinden, birçok başarılı araştırmaya evsahipliği eder iken , o devirde meydana gelen kuyrukluyıldız gözlemi, veba salgını ve en trajiği ‘meleklerin bacaklarını gözetlemek’ aktivitelerinin sebep mahalli olarak da gösterilmesi sonucu Kılıç Ali Paşa tarafından denizden topa tutularak yıkılan yobaz kurbanı olan rasathanenin de kurucusudur, şeklinde de bahsedilebilir.

Mar 022008
 
Galileo’nun Buyruğu

Edmund Blair Bolles imzasına sahip, düşünmek, üretmek ve saygı duymak adına oldukça nitelikli bir araştırmanın/derlemenin ürünü bir popüler bilim kitabı Galileo’nun buyruğu.

Kitabın isminin Galileo’nun buyruğu olmasının sebebi, Galileo’nun buyruk olarak alınabilecek tek şeyin bilimde saklı olduğunu düşünmesi ve yalnız bilimin argümanlarına riayet edecek bir insanlığın bizleri düzlüğe taşıyacağını öngörmesi…
Continue reading »

Mar 012008
 

Sirius Gizemi


İlk baskısını 1976 yılında yapmış Sirius Gizemi’nin dışında elinizde olacak 526 sayfalık kitap ise yeni eklenmiş ve güncellenmiş bilgilerle sunulan hali. 1976 yılında yapılan baskısı, resmen ‘dünyayı sallamış’ diyebilirim. Yayınlandığı gün The Times ve Telegraph’ta olumlu eleştirilerle karşılaşmış. İngiltere bu kitabı çok sevmiş ve kısa sürede Best Seller’ın zirvesini kapmış. Keza Almanya’da da durum aynı. BBC, Time, Abd’deki basın ve yayın kuruluşları bu kitaba aşırı ilgi gösterenlerden. ancak herşey o kadar da güzel gitmemiş. Amerikan örgütlerinden gelen tehditler ki, aşırı dinsel konuları sarsıcı açıklamalar bulunan kitap için normal bir tepki. Bunun dışında televizyon yapımcıları, yazarı programlarına davet ettiklerinde, hükümetlerin gizli servis teşkilatlarından tehdit telefonları almış. Yazar Robert Temple’da bu duruma kayıtsız kalmamış ve uzun bir süre saklanma ihtiyacı hissetmiş. sır küpü Nasa ise, kitabın bilimsel değerlerden uzak olduğunu belirtmiş. Ancak bunu yaparken, gizlice Robert temple’la bağlantı kurmayı da ihmal etmemiş.

Tipik bir çokkonulu araştırmacı olan Temple, geçmişin ve geleceğin tek bir sonuca vardığını anlatmakta zorlanmamış… Konuya tek bir noktadan giriyor: dogon kabilesi. Bu enteresan kabileyi bilmeyenleriniz için açarsam:
Continue reading »

Oca 072008
 
2046.jpg

“Bir aralar tartışma programlarının gözdesi eski mimar ve gazeteci Aydın Boysan nasıl bilim kurgu romanı yazardı?” sorusunun cevabı…

Roman, 2046 yılında Rumelihisarı’nda bir restoranda başlıyor. Restoranda yemek yiyen yedi kişilik bir arkadaş grubu, meçhul bir gök aracı tarafından kaçırılıyor ve kapo gezegenine götürülüyor. İşte roman da bu yedi kişinin kapo gezegeni’nde başlarından geçen olayları anlatıyor. Pek fazla heyecanlı maceralar değil daha çok gezegenler arası yakınlaşma ve bilgi alış-verişi temeline dayalı olaylar anlatılıyor hikayede. Teknolojik olarak dünya’dan oldukça ileride olan kapo gezegeni ve halkını tanımaya yönelik bir gezi aslında dünyalılar’ın gerçekleştirdiği. Bütün kitap boyunca çeşitli vesilelerle kapo toplumunun ekonomik, sosyal ve bilimsel gerçekleri hakkında bilgiler ve bu vesile ile aynı alanlar hakkında çeşitli fikirler ve tezlerden de söz edilmiş olunuyor kitapta.
Continue reading »

Haz 182007
 

karadelikler

Stephen Hawking‘in, bir takım zorlukların nasıl aşıldığına ve içinde bulunduğu sağlık durumunun hiçbir zaman kendisinin bilimsel şevkini kırmadığına dair, duygulu anlatımlarla başlayan ve daha sonra hızlanıp bilimin topluma olan etkilerini kısa ama yüzeysel olmadan aktardığı, Einstein’dan Hubble’a bir takım bilimadamlarının teorilerine niye katıldığını ya da karşıt olduğunu açıkladığı, -ana kısım olan- hatrısayılır bir şekilde karadelik teorilerini anlatması sonucunda biraz da felsefe yaparak determinizmi ve tanrıbilirlik kavramını sorgulayıp konuyu kapattığı kitabın ismi.

Mar 162007
 

Vakti zamanının bestseller i, Nasa’nın da gündeminde olan Zecharia Sitchin’in araştırma kategorisindeki kitabı. ilk bakışta, spesifik soruların anahtar cevaplarını araştırmak için elinize alacağınız kitap, gezegenlerin organik yapısı, bitki ve jeotermik örtüsü, gezegen keşiflerinin hikayesi, kuyruklu yıldızlar, keşif araçları, Nasa araştırmalarına farklı bir bakış gibi saymanın anlamsız olduğu bir çok bilgi gözlerinizin ışığını aydınlatacak. ama bana kalırsa asıl parıltı yapacak sorular, bu bilgilerin neyle sonuçlandırıldığı…Yazarın onikinci gezegen kitabını okumadan eline alındıysa anlamsız bir çok bağlantıyla karşılaşacağınız da aşikar olur ki Sümer ve Babil destanlarının da, şu an ki kozmolojik araştırmaların sonuçlarını önceden haber verdiğini anlatan bu kitabın asıl kökenleri de onikinci gezegende yeralıyor.(Marduk ve Tiamat olayı)

Ayrıca kitapta adem ilk tüp bebek mi? gibi spot ifadeler boldur. Bunun dışında Voyagerlar’dan, dna yapımıza, gezegenlerin diziliş nedeninden ,sona başlangıçla yanıt bulunmasına kadar hatta üstüne tuz biber olacak şekilde komplo teorisi istersen de var tabii; Amerikan ve Rus uzay tarihinde oldukça ilginç dönen masabaşı hikayelerinin de sonlara doğru iliştirmesiyle sinir katsayısına hal hatır sormanız gerekebilir.

Şub 022007
 

Galileo ve Einstein’ın ilham perileri olduğu, popüler bilim okuyucularının “Kralın Yeni Usu” serilerinden tanıyacağı Roger Penrose ile “penrose hawking özgünlük teoremi” ni ortaya koyan, “sınırsız uzay hipotezi”yle kısmen mesnetsiz kaldığı, paralel evren teorisine ilişkin bazı görüşlerinde yanıldığına dair açıklama yapan, “herşeyin teorisi”nin sahibi, felsefesi kanımca yapay ve zayıf kalan ve inançsal sistemi tanrı ile ilgili yaklaşımlara dair sorulara verdiği cevap gibi, evreni tanrı dışında bir neden bulmanın gerekliliğine uygun şekilde oluşmuş, physicsweb anketine göre tüm zamanların en iyi 16. fizikçisi seçilmiş, “zengin bir ailem olmasa ne olurdu?” diye kendine hep sormuş, doğu mistisisizmiyle hep dalga geçen, “occamın usturası” ilkesini pek seven, geçmişe yolculuk takıntısı olan, hakkında detaylı bir bilgi almak için okuma listemde bayağı bir bulunmuş John Boslough’un “Stephen Hawking’in Evreni” adlı kitabının tavsiye edilebileceği, İngiliz karadelik kuramcısı, astrofizikçi, astromatematikçi… 

eserleri için; 

(bkz: zamanın kısa tarihi) 

(bkz: zamanın güzel tarihi) 

(bkz: ceviz kabuğundaki evren) 

(bkz: karadelikler ve bebek evrenler)

Ağu 092006
 

“Gökte yuvarlak bir deliğe rastgeldiler…

ateş gibi parlıyordu.

İşte bu yıldızdır, dedi Kuzgun” /Yaratılış’a ait Eskimo Efsanesi

hale-boppcometGökyüzüne zaman zaman bakar mısınız açık havalarda. Sanırım sizi en çok etkileyen 17 Ağustos gecesi olan manzaradır. Işık kirliliğinden yoksun bir kubbede dolaştınız eminim. İşte 23 Temmuz 1995’te Alan Hale ve Thomas Bopp’da gökyüzüne sık bakan iki astronomun Hale-Bopp kuyruklu yıldızını keşif öyküsü şöyle olmuş:

Alen Hale(New Mexico) ince alaydan hoşlanan bir astronom olduğunu söylüyor. Hayatının 400 saatini kuyruklu yıldızlara bakarak harcadığını söylüyor ve hiç bir şey elde edemediğinden yakınıyor. Bir gün yine “hiçbir şey” aramazken, gökyüzüne anlamsız baktığını söylüyor. Derken bir ışık kümesinin Sagittarius takım yıldızındaki Messier 70(M70) yıldız kümesine bakmayı düşünüyor ama iki hafta önce oraya baktığında farklı bir şey görmüyor ve bir bulanık ama yaygın bir cisim farkediyor. Ve kuyruklu yıldızı son bir aydan beri aynı taramayı yapmasına rağmen keşfettiğini söylüyor.

Bopp ve Hale

Thomas Bopp(Arizona)’un hikayesi ise biraz daha farklı. O Arizona çölünde Ay’ın karanlık olduğu bir anda arkadaşıyla beraber olduğunu söylüyor ve arkadaşı Jim Stevens sayesinde bu kuyruklu yıldızı keşfettiklerini anlatıyor. Sagittarius takım yıldızına bakarken ilk çnce M22 ve M28 ‘le gözlem turlarına başlıyorlar. İlk başta yıldız haritalarını inceledikleri, daha önceden böyle bir şey görmediklerini ve arkadaşı Jim’in yeni bir kuyruklu yıldız olabilir uyarısını fazla dikkate almadan incelemeye devam ettiğini iletiyor. Daha sonra işin farkına varan Bopp böyle bir şeyi yarattığı için Tanrıya şükrettiğini söylüyor. Ve hayatının en önemli keşfini yapmış olduğunu da ekliyor. Continue reading »

Tem 142006
 

 

kozmos

“Olağanüstü bilimsel başarı ve bilimi halka ulaştırma” ödülünün sahibi Prof. Dr. Carl Sagan, bu kitapla karşımıza ilginç ve doğaüstü bilgiler içeren konularla geliyor. Yazarın eserleri birçok ülkede bestseller oldu bilindiği üzere. Benim Carl Sagan’la tanışmam birçoğumuzun ki gibi Tübitak yayınlarından çıkan “karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı” kitabı ile değil, televizyon sayesinde olmuştu. Şu an hala çalışmaları ve araştırmaları, bilimkurgu ve belgesellerde yer alan bir bilimadamı ve uzayın yalnızlığını reddeden, bunların bir anlamı ve ifade şekli olduğuna bilimsel düzenekte ve spekülasyondan uzak bir şekilde sahip çıkan bir araştırmacı merhum Carl sagan. 

Karmaşıklığın adı olan kaos’un yerine netliğin, düzeyin ve genişlemenin adı olan Kozmos’u isim olarak koymuş eserine. Hepimizin çocukluğu bir şekilde evrenin anlamını sorgulamayla ve değişik senaryoları kafamıza yerleştirmeyle geçmiştir. Bunların bir gün gerçek olabileceğini hayal etmişizdir çoğu zaman. İzlediğimiz filmlerde, belgesellerde uzay ‘daki yaşam anlatılırdı günümüzdekinden biraz daha ilkel olarak. Daha sonra teknoloji ile birlikte çeşitli radarlar, teleskoplar, bilgisayarlar girdi hayatımıza bir çırpıda. ama sorular cevaplanmamıştı tamamen… 

Kozmos, bilimsel terimlerle sıkılabileceği türden bir kitap değil. Dili oldukça akıcı. Zaten sonrası şelale desek yeridir. Kitabın başlangıcı, Carl Sagan’ın kendisi hakkında “su,kalsiyum, ve organik maddelerin toplamayayım” benzetmesi kadar temelden başlıyor. İlk önce eldeki bulgulardan bahsediyor. Yani bilimsel teorilerden ve kesin kanıtlarla yola çıkıyor.”bakalım elimizde neler var” diyerek kısa ama etkileyici bir giriş yapıyor. Bu da çok basit bir çalışmadan geçmemiş. Eski uygarlılardan İyonya, Babil, Atlantis, Mısır gibi uygarlıkların evren, gökyüzü, insan anatomisi, yeryüzü şekilleri gibi konularla destekleyerek nasıl geliştiğimizi anlatan bir çalışma bu.

İnsanın gelişim evrimi ,DNA’dan mevsimlere kadar bir çok bilgi de beraberinde geliyor zaten. En çok hoşuma gidenlerden birisi de sıkmadan, çok ayrıntılı olmadan kısa bir bilim tarihi özetlemesi yapması. Eski dönemin bilimadamlarından Pisagor, Aristo, Öklid, Eflatun gibi düşünürlerin gökyüzüyle olan ve evrenin şifresinin matematik olduğunu kanıtlarcasına gökbilim çalışmaları ince bir çizgiyle okuyucuya ulaştırılmış. 

Kitabın ortalarına doğru kronolojik olarak bilimadamları değişiyor ve yeni çalışmalar ve izlenimler aktarılıyor. Filozofların kendi aralarında yaptığı tartışmaları anlatırken sanki kendi aramızda arkadaşlarımızla yaptığımız istişareleri hatırlatılıyor sanki. Yani o kadar doğal ve akıcı bir dil kullanılmış. Yaşamın temel yapı taşlarınla devamlı bağlantı kuran Carl Sagan ,evrenin düzeni ve dengesini her bölümde bizlere göstermek istemiş. 

Kitabın sonlarına doğru ise uğraştığı, Seti projesi beraber çalıştığı Frank Drake’nin hala geçerliliğini koruyan “Drake Denklemi”ni baz alarak sorgulanmasıyla işin matematiğinin ne kadar önemli olduğunu kavratması açısından değerli bilgiler diyebilirim.

Nis 112006
 

Big Bang Teorisi
David Hume’un kendi ateist görüşünü benimsetmek için bir radyo programında bu teoriyle dalga geçmek babında söylenirken, bigbangcilerin isim ihtiyacına güzel bir tongayla düşmüş ve öylede kalakalmıştır, akıllarda ve literatürde. Sonuca bağlarsak; materyalistlerin had safhada huşusundan mustarip olduğu ve neticede işin tektanrıcılar tarafından şenliklerle kutlandığı ve teorik ispatı nobel ödülü getiren bu güzel akıl oyunu, -rasyonel bakış açısıyla- aslında tanrıyı değil evrenin, zamanın ve maddenin başlangıcı olduğunu ispatlamıştır. Kısacası evrenin dışında bir oluşum vardır savını güçlendirmiştir