Tem 212021
 

Yeni medya alışkanlıklarının analizi, sosyal bilimler literatürüyle açıklanabilen bir şekilde yer bulmaktadır. Hedef kitle tanımlamaları yapılırken de dikkate alınacak çalışmalar, mutlaka “Ben kimim?” sorusuna değinen, felsefi  bir niteleme ihtiyacıyla beraber düşünülmelidir. Verilen hizmetin kimlere, hangi anda, nerede, nasıl ve ne şekilde sunulduğunun kalitesi bu sorunun cevabını her bir birey için anlama ve ayrı ayrı yanıtlamaya kadar götüren bir süreçtir.

Bu alanda yapılan çalışmalara baktığımızda, gerek “Sosyal Kimlik Teorisi”, gerekse “Kimlik Teorisi”, Ben’i oluşturan kimlik olgusunu bir anın değil sürecin içinde kavramsallaştırır. Sosyal kimlik Teorisi, süreci kendini kategorileştirme olarak nitelerken, kimlik teorisi, kimlikleştirme olarak adlandırır. Bu sayede kimlik veya kimlikler evrenine adım atarız. Kimlikleri, onunla birlikte doğan ötekileri doğru anlamamız, deneysel koşullara tabi tutmamız ve analizleri sürekli iyileştirmemiz, bağlamsal pazarlama stratejilerini de hem etik, hem de iletişim sembolleri adına ideal düzeye çekecek verileri elde etmemize olanak tanıyacaktır. İçgörüsel kavrayış, sadece hedef kitleyi çözümlemeye değil, verdiğiniz hizmetin iş akış süreçlerinden, istihdam stratejilerine kadar birçok kararınızı da etkileyecek öneme sahiptir.

İNTERNET MEDYASINDA DÖNÜŞÜM VE DEĞİŞİM FAKTÖRLERİ Continue reading »

Ara 112015
 

kapak
“İyi bir grafik, bizi asla görmeyi beklemediğimizi görmeye zorlar”

/ John Tukey

Türkiye’deki ve Dünya’daki haber sitelerinin Twitter’da takipçi sayısı arttıkça , o haber sitesinin kullanıcılar tarafından paylaşım sayısı artıp artmadığı merak konusudur.  Sitelerin yüksek takipçi sayısına ulaşma isteği, pazarlama bütçeleri itibariyle yeni ve sadık kullanıcılara hedefli olurken, içinde reklam, takipçi satın alma,  fake takipçilere sahip olma gibi faktörlerler haricinde sunduğu içerik kalitesi de belirleyici olmaktadır. Bu araştırma Alexa ve Comscore’a göre en çok ziyaretçisi olan yurtiçinden 60, yurtdışından 53 haber sitesinin toplam 113 sitenin, bir etkileşim faktörü olarak kabul edilen kullanıcı tarafından tweetlerinde yer verilen o siteye ait link sayısı ile Twitter hesabındaki takipçi sayısı arasındaki ilişkinin araştırılması hedeflenmiştir. Continue reading »

May 212015
 

Reddedilen Muhalefet Önergeleri

Siyasi ve askeri dehası dışında birbirinden çok farklı alanlarda yaptığı öngörüleriyle de hayranlık uyandıran Mustafa Kemal Atatürk, Eskişehir-İzmit  konuşmalarında şöyle der:

“Milletler, egemenliklerini geçici bile olsa bırakacağı Meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile diktatörlük yapabilir. Ve bu diktatörlük bireysel diktatörlükten daha tehlikeli olabilir.” (1923, Kaynak Yayınları 1. Basım s.67)

Yine Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi gibi günümüzün pür mealine birebir uyan bu müthiş öngörü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 13 yılı aşkın AKP iktidarının da ülkeye kaybettirdiği olguları özetler niteliktedir. Atatürk, asıl tehlikenin bireysel diktatörlükten çok, meclis diktatörlüğünün tehlikesi olduğunu vurgulamıştır.

AKP’nin uzun yıllara yayılan iktidarı boyunca muhalefet partileri, muhalefet yapamadıkları nedeniyle sadece AKP tarafından değil halk tarafından suçlanmıştı. Stratejik vizyon ve kalkınma modeli sunmaması itibariyle, bu teşhisin kısmen haklılık payı da bulunmasına rağmen, halk muhalefet partilerinin meclisteki çırpınışlarından haberdar değildi. Bunun en önemli sebebi, artık uluslararası kuruluşlar ve AB ilerleme raporlarınca da sık vurgulanan muhalefete ana akım ve yandaş medya tarafından getirilen otosansür ve sansür uygulamaları idi. Gezi direnişi zamanına kadar bu şekilde süre gelen süreç, halkın muhalefeti beceriksiz görüp Taksim Gezi Parkı’nın mahkeme kararı aksini söylemesine rağmen, dinlemeyip Topçu Kışlası’na dönüştürülmek istemesine karşı bir isyandan, bir çok demokratik talebin buluştuğu Cumhuriyet tarihinin en temiz, özel ve orantısız zeka ekosistemiyle dolu demokratik isyanına dönüşmüştü. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP yöneticileri tarafından, Gezi eylemcilerinden, akademisyenlere, sivil toplum örgütlerinden, üniversite mezun derneklerine, inanç örgütlerinden, sanatçılara kadar verilen demokratik talepler ve mesajlar hiçe sayılmış ve onun yerine “çapulcular”,”vandallar” diye algı operasyonlarıyla hedef gösterilmişlerdi. Continue reading »

Tem 032014
 

“Tabiatta bilirsiniz ki hiçbir şey yok olmaz, ne bir ses, ne bir söz, ne bir hareket.
Olduğu çağ ne kadar eski olursa olsun, bütün bu oluşlar o andaki gibi doğanın içindedir.
Bu dalgalanmada zaman ve mesafe kavramı söz konusu değildir.

Bugün dünyanın herhangi bir köşesinde söylenen bir sözü veya yansıyan hareketleri,
yine dünyanın herhangi bir köşesinde aynı anda işitmek, dinlemek, benimsemenin mümkün
olduğu gibi toplayıp tespit etmek imkanına elbette varılacaktır. Doğanın bugün sır dolu bilinmeyen
yönlerine de gireceği muhakkak  olan insan zekası, beklenilen gerçekleri ortaya koyacaktır. 
Çünkü tarih belgeleri, ilerideki keşifleri buna dayanacaktır. Her tarihi şahsın söylediği sözler
toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebileceğiz.”

/ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Kaynak: Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıra ve Belgeler;
Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Edebiyat Yayınevi s.132

Twitter, bireysel paylaşımların dışında, sanatçıların, bilim insanlarının, yazarların, sporcuların, aydınların olduğu kadar siyaset arenasının da kitlelere kendini benimsetmek için ilgi odağı durumunda. Türkiye’de twitter kullanıcı sayısı gitgide artarken, diğer yandan kitleleri etkileme alanı olarak siyasetçilerin daha çok üzerine düştüğü bir alan haline geldi. 2013 Gezi direnişinde de gördüğümüz gibi sosyal medya üzerinden örgütlenmede Twitter baskın rol oynadı.  Bu rolün gitgide artmasındaki en önemli sebep, Türkiye’deki ana akım medyanın AKP tarafından sansürlenmesi ve medya yöneticilerinin iktidardan aldığı ihaleleriyle nedeniyle(bkz:  mulksuzlestirme.org) AKP aleyhine haberleri, bazen medya yöneticilerinin direktifleriyle otosansürle,  bazen ise #AloFatih ve #AloNermin vakalarında gördüğümüz gibi bizzat Başbakan titresine sahip AKP parti lideri Recep Tayyip Erdoğan tarafından engellenmesi ve hatta kendisinin sansür uyguladığını açıkça kabul etmesi gibi olaylar neticesinde kitlelerin  haberleşme ve ifade özgürlüğü için arayışını sosyal medyada özellikle  de Twitter’a yöneltmesine neden oldu. ( Twitter’daki bilgiler dışında açıkça yapılan sansür direktiflerinin metinsel dökümüne dair detaylı kitap için: Alo Fatih – Medyanın RTE ile İmtihanı). Yine kamusal yarar arz eden ve haber niteliği taşıdığı için tüm Dünya haber sitelerinde haber olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Soma halkı tarafından yuhalanması ve istifa et sesleri arasında markete sığındıktan sonra #Soma’daki bir vatandaşa tokat ve/veya yumruk atması ve müşaviri Yusuf Yerkel’ın yine Soma’daki bir madenciye yerde iken tekme atması  TRT, Anadolu Ajansı ve havuz medyası olarak tabir edilen ve çoğu haberi tekzip edilen veya yalan çıkan yandaş kanallar tarafından sansürlendiği gibi aynı haber kanallarında haber olarak  yer alan görevden alındığı bilgisinin de daha sonra doğru olmadığı ortaya çıktı.

Türkiye'De Twitter ve Youtube Yasak - Harita

Sansür’ün evrensel insanlık suçu olması dışında, Türkiye’de de anayasa itibariyle basının sansürlenmesinin suç olduğu(bkz: Anayasada ilgili madde: http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/anayasa.maddeler?p3=28 ) ve yargılanması gerektiği açıkken ve AB’nin 11 yıldır Türkiye için açıkladığı ilerleme raporlarında ve nihai olarak 2014 yılında Türkiye’de basın özgürlüğünün açıkça olmadığını gösteren raporun (http://rsf.org/index2014/en-index2014.php)  muhatabı ülkemizde medya yönetimi, ekonomisi ve gelecek nesiller için yaratılacak bilgi ve istihdam imkanları da önemli ölçüde yara aldı. Türkiye son 10 yılda basın özgürlüğü sıralamasında 56 sıra geriledi. Twitter ise bu ortamda yine AKP hükümeti tarafından yasaklandı. Anayasa Mahkemesi ise AKP’nin bir çok uygulamasında olduğu gibi bunun da hukuksuz ve ifade özgürlüğü ihlali olarak yorumladı ve yasağı kaldırdı. Bu konuda kararı uygulayanlar yapılan hak ihlali konusunda tıpkı Gezi direnişinde ve 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet skandalı iddianamesinde yer alan kişiler yargılanmadığı gibi bu kararı uygulayanlar da henüz yargılanmadı.

Meclis TV dahil bir çok alanda görülen sansürün(bir örnek için bkz: [1] ) ve otosansürün halihazırda büyük bir sorun olarak devam ettiği  Türkiye’de, siyasi liderler, kitlelerin ana akım medyadaki sansürle gerçek haberlerin bulunamadığı gerçeğiyle, Twitter’a haber kaynağı olarak yönelmesi üzerine siyasi mesajlarını seçmen kitlelerini etkilemek amacıyla Twitter’da da daha fazla karşılık almaya başladılar. Bu açıdan da siyasi liderlerin söylemlerinin medya, kamusal alanda “şeyleşen” tweetler,  kitle iletişim psikolojisi ve göstergebilimsel açısından değerlendirilmesine ve çözümlenmesine ihtiyaç olduğu açıktır.

Alman iletişim kuramcısı Jürgen Habermas,  iletişim toplum kuramında, toplumsal ve siyasal ekonomik yapıları iktidar ve toplum ilişkilerinde politikacıların ideolojik enformasyon çarpıtmalarına odaklanmıştır. Bir yandan siyasetin enformatik manipülasyonları mevcutken, diğer yandan kamusal cehaletin varoluşu ve siyasetçilerin halkı baskı, sansür, iftira, bürokrasi, tek tipleştiricilik ve polis devleti  yöntemleriyle elinde tutmak istemesi Habermas’ın eleştirel iletişim kuramının altyapısını hazırlar.  Ona göre demokratik siyaset, ille de bir partinin içinde olmayı gerektirmek veya sessiz kalarak değil, kolektif eleştiri süreçlerinden gelişecek olan rızanın zorunluluğuyla önem kazanır. (Türkiye’nin toplumsal kavrama, anlama ve analitik eleştirme yetilerine dair sıkıntısına dair durum tespiti ve Gezi direnişinde verilen mesajların analizi  için bu linke, yine Twitter’da vatandaşların AKP hükümetine #cevapver etiketiyle yaptığı eleştiriler için bu  linke bakabilirsiniz. )

Bu bağlamda, Türkiye’deki oy oranı en yüksek 3 siyasi liderin Twitter’da 2010 yılından beri attığı tweetlerdeki verdiği mesajların içerik çözümlemesi kısmi derecede bu makalede amaçlanmıştır. Siyasi liderlerin mesajlarını okuyan ve alıcısı olan biz okurların sorgulaması gereken bu tweetleri,  Habermas’ın evrensel edimbilim kuramı açısından baktığımızda anlamak adına şu dört evrensel geçerlik iddiasını hatırlatmakta fayda var.

” Konuşan anlaşılabilir bir ifade seçmelidir ki, konuşmacı ve dinleyici birbirlerini anlayabilsinler. Konuşanın doğru bir önermeyi iletme niyeti olmalıdır ki, dinleyen konuşanın bilgisini paylaşabilsin. Konuşanın niyetlerinin doğru olarak dile getirilmesini istemesi gerekir ki, dinleyen konuşanın sözüne inanabilsin.(ona itimat edebilsin) Nihayet, konuşan yerinde, haklı bir söz seçmelidir ki, dinleyen sözü kabul edebilsin ve konuşanla dinleyen kabul edilen bir normatif art yöre bakımından birbirleriyle mutabakata varabilsinler.”

Anlamak sadece dilin bilişsel kullanımıyla gelen önermelerde değil dilin etkileşimsel kullanımına(normatif bağlam) ve anlatımsal kullanımına(konuşanının güvenirliğiyle ilgili) dayanmakta olduğuna göre her verilen siyasi mesajın doğruluğu kendi önermesinin dışında, tıpkı aşağıda Recep Tayyip Erdoğan’ın farklı zamanlarda birbirleriyle tamamıyla zıt olan/çelişen beyanları da mevcutken, inanılırlık ve güvenirlik verilen önermenin yer verildiği mecra haricinde bir zaman serisi içinde, diğer mesajlarıyla uyuşup uyuşmadığıyla, davranışlarında yer verip vermediğiyle beraber incelemesi gerektirmektedir.

Ünlü göstergebilimcilerden Umberto Eco’nun, Peirce’dan sıkça alıntıladığı  gibi, “Her metin  sınırsız anlam üretir.” Bu araştırmada da yer verilen tweetler, sayısal veriler ve bağlam ilişkisinin akademisyenler ve araştırmacılar tarafından da bir çok farklı açıdan anlam üretebileceği göz önünde bulundurularak veriler bütünsel olarak açık veri olarak sunulmuştur.

Araştırma Konusu

Continue reading »

Mar 152014
 

Panoptikon

“Köpürerek koşuyordu atlarımız
Durgun denize doğru.

Bu uçuş, güvercindeki
Özgürlük sevinci mi ne!

Öpüşmek yasaktı bilir misiniz?
Düşünmek yasak,
İşgücünü savunmak yasak!

Ürünü ayırmışlar ağacından,
Tutturabildiğine,
Satıyorlar pazarda;
Emeğin dalları kırılmış, yerde

Işık kör edicidir, diyorlar
Özgürlük patlayıcı
Lambamızı bozan da
Özgürlüğe kundak sokan da onlar
Uzandık mı patlasın istiyorlar,
Yaktı mı tutuşalım
Mayın tarlaları var,
Karanlıkta duruyor ekmekle su

Elleri var özgürlüğün,
Gözleri, ayakları;
Silmek için kanlı teri,
Bakmak için yarınlara,
Eşitliğe doğru giden.

Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar

Özgürlük sevgisi bu,
İnsan kapılmayagörsün bir kez;
Bir urba ki eskimez,
Bir düş ki gerçekten daha doğru.

Yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
İşçiler, evren kovanının arıları;
Bir kara somunun çevresinde döndükçe
Dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
O somunla doğrulur uykusundan akıl,
Ağarın o somunla bitmeyen gecemiz;
O güneşle bağımsızlığa erer kişi.

Bu umut özgür olmanın kapısı;
Mutlu günlere insanca aralık.
Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
Vurur üstümüze usulca ürkek.

Gel yurdumun insanı görün artık,
Özgürlüğün kapısında dal gibi;
Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!”

/ Oktay Rıfat – ‘Elleri var özgürlüğün’ şiiri

New York Times’ın en çok satanlar listesinde de yer almış, Google’ın Yönetim Kurulu Başkanı Eric Schmidth ve Google Ideas’ın yöneticisi Jared Cohen’in 2013 yılında kaleme aldığı “Yeni Dijital Çağ” kitabının “Devrimin Geleceği” bölümünde şöyle yazar:

Yeni bağlantılı toplumlarda devrimci hareketlerin hızla çoğalması bazı gözlemcilerin öngördüğü gibi er geç köklü devletler için tehdit edici olmayacaktır, çünkü iletişim teknolojileri devrimlerde, dengeyi halkın lehine değiştirecek şekilde pek çok dönüşüm sağlasa da, bu araçların etki edemeyeceği bir takım kritik değişim unsurları vardır. Bunların en başta geleni, muhalefeti zor zamanlarda ayakta tutabilecek, reforma yanaşması halinde hükümetle pazarlığa oturabilecek ya da diktatör kaçıp gittiğinde sorumluluğu üstlenerek halkın istediklerini verebilecek bireylerden oluşan birinci sınıf liderler yaratılmasıdır. Teknolojinin, bir kişinin devlet adamlığı rolünü doldurabilecek vasıflara sahip olmamasıyla bir ilgisi yoktur. Son yıllarda kalabalık gençlik kitlelerinin sadece cep telefonu ve benzer cihazlarla silahlanmış halde tarihte yıllarca sürmüş olan bir süreci hızlandırarak, onlarca yıllık otorite ve kontrole meydan okuyan devrimleri ateşleyebildiğine tanık olduk. Teknoloji platformlarının, verimli kullanıldıklarında, diktatörlerin devrilmesinde önemli bir yol oynayabileceği artık açık. Olası sonuçlarına bakılırsa – zorbalıkla ezilme, rejim değişikliği, iç savaş, demokrasiye geçiş – devrimleri yapan ya da yıkanın kullanılan araçlar değil insanlar olduğu da açıktır.

Günümüzde , devrimlerin bileşenlerine bakıldığında özellikle sosyal medya ile kıvılcımlanmaya ve hatta olgunlaşmaya başlayan, akabinde ana akım medyayı etkileyen, tetikleyen, tehdit eden ve hatta dönüştüren unsur, teknoloji guruları tarafından, alıntıda bahsedildiği gibi, teknolojiyle değil, onun önünde değerleriyle var olan insanla mümkün. Dijital dünyayı devrimlerin söylem alanı olarak kullanmasıyla insan kendi varoluşunu yüceltebilecek mi?’sorusuna yanıt ise bir çok felsefe oturumlarında tartışılmaya devam ediyor. Gençlerle birlikte etkisini gösteren mobil penetrasyonun artmasıyla birlikte bilgiyi ve gerçeği arayışımıza katkıda bulunduğuna inandığımız insan, bu şekilde “hızlanarak” ‘kendisine ne kadar değer verebiliyor, katabiliyor?’ bir çok insanın içinde de cevabını bulmak için yeşerttiği bir soru olarak karşımıza çıkıyor.

GÖZETLEMEK İSTEYEN İKTİDARI GÖZETLEYEN DİJİTAL HALK HAREKETİ

“Nasıl bilgisizlik ortaçağ boyunca hıncını aldıysa, bizim bilgimiz de bizden hıncını alacaktı…”

/Nietzsche

Continue reading »

Ağu 212013
 

#cevapver Tweetlerinin Analizi

“Artık insanlık kavramı, vicdanlarımızı arıtmaya ve hislerimizi yüceleştirmeye yardım edecek kadar yükselmiştir…
İnsanları mutlu edeceğim diyen onları birbirine boğazlatmak insani olmayan ve son derece üzücü olan bir sistemdir.

İnsanları mutlu edecek tek vasıta, onları birbilerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek,
karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan hareket ve enerjidir.
Dünyanın barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması
ve başarılı olmasıyla mümkün olacaktır.”

/ Gazi Mustafa Kemal Atatürk

27 Mayıs 2013 gecesi saat 22:00’da Gezi Parkı’ndan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait  iş makinelerinin 5 ağacı sökmesiyle tepkilerin artarak büyümesine yol açan ve  Başbakan Erdoğan’ın mahkeme kararına rağmen “Ne yaparsanız yapın, Topçu Kışlasını yapacağız” açıklamaları ile bu protestoları önemsemeyen ve dinlememekle kalmayıp “3-5 ağaç” ve “3-5” çapulcu gibi söylemlerle protestocuları ve eylemin niteliğini küçümsemesiyle Gezi Parkı eylemleri olarak adlandırılan direnişin boyutunun ve çapının daha da büyümesine neden oldu.

AKP kanadı, bu eylemlerin başlangıç nedenini, -her otoriter rejimin başvurduğu gibi- paranoya yaratma stratejisine sığınarak saptırmayı tercih etse de, tarih, olayların başlangıcının ağaçların sökülmesi , Başbakan’ın üstten bakan ve “ayaklar baş olmaz” diyerek açıkça söylediği kibir içeren ve 30 Mayıs 2013 sabah 05:00’te bu hukuk ve demokrasi paydaşlığına itiraz eden bu tavrını protesto eden gençlerin çadırlarının – iktidara yakın medya tarafından eylemciler yaktı dense de görüntülerle de sabit ve daha sonra görevden alıp tekrar görevleri iade edilecek- zabıtalarca yakılması, 31 Mayıs 2013’te yine sabah 05:00’te TOMA ve gaz bombası ile müdahelenin ne Türk Hukuku, ne biber gazı yönetmeliği, ne AİHM, ne AB normlarına uygun olması gibi akıldan ve tarih sayfalarından silinmeyecek şekilde başladığını belgeledi.

Bu belgelere ve 31 Mayıs’ta İstanbul 6. İdare Mahkemesi tarafından Topçu Kışlası projesi durdurulmasına rağmen, Başbakan Erdoğan, kendi hatasını ve belediyenin hatasını kabullenmek yerine, olayları ideolojik olarak nitelendirip, gezi eylemcilerine karşı “evde %50’yi zor tutuyorum”, “ben de partimden 1 milyon insan toplamasını bilirim”, “her içki içen alkoliktir, ama AKP’liyse alkolik değildir” gibi  anlamsız ve trajikkomik ifadelere başvuran ve toplumun kutupsallaşmasına sebep olan bir yol izledi. İçişleri Bakanlığı , Başbakan Erdoğan’ın da itiraf ettiği “yanlışlık” olan orantısız şiddeti soruşturacağını belirtmesine rağmen, somut adım atılması bir yana, polis şiddeti daha da arttı ve biri polis 6 ölüm, 8041 yaralı, 11 kişide göz kaybı, 44’ü çocuk 1042 gözaltı ve 34.311 kişinin hak ihlaline maruz kaldığı gerekçesiyle İstanbul Barosu’na başvurduğu , orantısız ve bilinçsiz biber gazı kullanımı nedeniyle 8 köpek, 63 kedi, 1028 kuşun öldüğü tespit edilen bir bedel ortaya çıktı.

Continue reading »

Tem 282013
 

– Bu analiz, Dünya’daki tüm çıkar ve rant peşindeki siyasetlerden ötürü hakkaniyeti ve hatasını görüp de erdem gösterip istifa etmeyen  siyasetçiler ve sansür/otosansür uygulayan medya çalışanları nedeniyle yaşamını yitiren tüm insanlara, ağaçlara, hayvanlara, canı yananlara, evlat acısı dinmeyenlere, kardeş halklara, inanç özgürlüğüne, izinsiz gösteri hakkına, çoğulcu ve muhalefetteki parti sayısını bir gurur ve gelişme göstergesi sayan demokrasiye, özgür medyaya ve bilime ve de tertemiz fikri hür, vicdanı hür Gezi Ruhu’na adanmıştır.-

Somemto firmasının analiziyle 29 Mayıs- 4 Haziran 2013 tarihlerinde  atılan Tweetlerin ağırlıklarına göre kelime bulutu

Somemto firmasının analiziyle 29 Mayıs- 4 Haziran 2013 tarihlerinde atılan Tweetlerin ağırlıklarına göre kelime bulutu

“İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem.
Bu alanda isterim ki beni bilim adamları aydınlatsınlar.
Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız,
bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz,
ben takip edeyim.”

/ Gazi Mustafa Kemal Atatürk

GİRİŞ
Gezi Parkı eylemlerinin miladı olarak anılan 27 Mayıs 2013 gecesi 22:00 sularında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iş makineleri ile Gezi Parkı’na girilip 5 ağacın yerinden sökülmesiyle kıvılcımlanan Gezi Parkı olayları, AKP kanadının “mesele Gezi Parkı değil, hala anlamadın mı?” ifadesiyle eylemleri karşılamasına neden oldu. Peki mesele gerçekten ne idi ve hala anlaşılmayan ne idi? İlerleyen günlere değinmeden önce, AKP’nin 11 yıllık iktidarının da etraflıca sorgulanmasına, eleştirilmesine ve eski defterlerin AKP kanadı dahil tekrar ortaya çıkarılmasıyla çözümlenmeye ve apaçık konuşulmaya ihtiyaç duyulan bir durum oluştu. İncelenmesi gereken ana sorular ise “’Mesele anlaşılmış mıydı, ‘Mesaj’ alınmış mıydı, alınabilir miydi? yoksa AKP mesajı görmezden gelmeyi ve oy kaybetmemek adına bu mesajın derinliği ve gerçekliği hakkında konuşmaktan kaçınma stratejisini mi tercih ediyordu?” üzerine yoğunlaştı.

7 Haziran 2013 günü Başbakan’ın konuşmasını aynı ifadelerle manşetlere taşıyan 7 Gazete’nin  Gezi’den yükselen demokratik talepleri ne kadar yansıttığı ve canlarını feda ettiği ise iktidar,sansür ve otosansür bağlamında ayrı bir inceleme konusu

7 Haziran 2013 günü Başbakan’ın konuşmasını aynı ifadelerle manşetlere taşıyan 7 gazetenin
Gezi’den yükselen demokratik talepleri ne kadar yansıttığı ve canlarını feda ettiği ise iktidar,sansür ve otosansür bağlamında ayrı bir inceleme konusu

 ANALİZ NEYİ İÇERİYOR?
1)  Tümdengelimle bakıldığında sondan başa AKP’nin irrasyonel düşünce sistematiğine yönelik fikirler.
2)  AKP iktidarının çoğunlukçu sisteminde, demokratik talepler ve hukuki haklar “%50” öne sürülerek engelleniyor ve inkar ediliyorsa, bir kişi ve azınlık olarak yola koyulan Hz. Muhammed’in verdiği mesajlar, AKP’nin %50 argümanı nedeniyle mesajın doğruluğunu geçersiz kılardı.
3)   Türkiye Gezi Parkı öncesine baktığımızda nitelik açısından nasıl bir toplum mesajı veriyordu?
a- Okumuyoruz, araştırmıyoruz…
b- Okuduğumuzu anlamada, dört işlemde ve analitik düşünmede toplum olarak sorunumuz var
c -Medyada Sansür,İfade Özgürlükleri Kısıtlandığından Toplum Sağlıklı Bilgi Alamıyor ve AKP döneminde daha da kötüye gidiyor
4)  Gezi Sürecinde Kimler Aktif Rol Oynadı ve Kimler Ne Mesaj Verdi?(Mesaj Veren-Mesaj İlişki Matrisi)
5)  Sosyal Medya’dan Gezi Parkı Mesajları Analizleri AKP Propagandalarının aksini gösteriyor
a- YNK Labs analizleri
b- Somento analizleri
c- Bumerang Blogger’larının Çevre Duyarlılığı
6)  Gezi öncesi ve sonrası en meşru demokratik talep olan muhalefet partilerinin mesajlarını AKP reddetti
7)  Gezi Parkı süresince bilimsel referanslara dayanmayan propagandayı tercih eden AKP, “orantısız zeka” karşısında entelektüel bir çöküş yaşadı
8)  Gezi Parkı’nın Bilançosu araştırmalarında AK Parti mal zararından ve Lira Kaybı’ndan, STK’lar ise cana gelen zarardan yana mesaj verdi
9)  Google arama trendlerine nasıl yansıdı?
10) Medya Ne kadar ve nasıl gördü?
11)  İnternet Medyasında Gezi Parkı etkisi nasıl oldu?
a- Sosyal Medya’da en çok Hürriyet yazarları Ahmet Hakan, Yılmaz Özdil, Ayşe Arman paylaşıldı.
b- En çok hangi sitelere girildi, sosyal medyada ne kadar trafik artışı yaşandı?
12)    Araştırma Şirketleri Doğru örneklemler tercihi ve kişi sayısıyla Gezi Parkı’nda yükselen mesajın AKP’ye iletilmesi için doğru soruları sordu mu?(Karşılaştırmalı Analiz)
13)  Sonuçlar
14)  Gezi Eylemlerinde Mesaj Verenlerin Listesi
15)  Kaynaklar

Continue reading »

Tem 032013
 

TBMM Muhalefetin Kabul Edilmeyen Önergelerinin Özeti

“Seçilen halktandır, seçen de halktan
Bir düzen ki kuvvet, alınır haktan
Ne baskıya teslim, ne kork tuzaktan
En güzel yönetim, demokrasidir

Özünde vardır hep, tercihe saygı
Seçilen – seçende, olamaz kaygı
Sandıklar hakemdir, denetçi yargı
En güzel denetim, demokrasidir

Bazen geniş gelir, bazen olur dar
Seçilen kalamaz, sonsuza kadar
Halka hesap verir, komplo kafadar
En güzel yönetim, demokrasidir

Millet iradesi, yansır meclise
Pabuç bırakılmaz, duman ve sise
Halk tavrını koyar, kötü gidişe
Çareyi üretim, demokrasidir

İnanç ve fikirler, güven altında
İstikrar hükümdar, vatan sathında
Millet vekaleti, meclis katında
Nesle emanetim, demokrasidir

Herkese tarifi, farklı olamaz
Hukuka saygısız, haklı olamaz
Koruyacak halktır, toplu olamaz
Yüce adaletim, demokrasidir

Yenik pehlivanlar, güreşe doymaz
Millet huzur ister, çatlak ses duymaz
Saraydaki hesap, sandığa uymaz
Geçerli kudretim, demokrasidir

Onu kutsal bir din, zannedenler var
Tekeline alıp, zaptedenler var
Kendince yontup da, hükmedenler var
En iyi gözetim, demokrasidir

Görüntü farklıysa, suçlu arayın
Hafıza yoklayın, fikir tarayın
Malkoç Ali diler, huzur bozmayın
Hukuki senedim, demokrasidir”

/ Ali Rıza Malkoç 02/07/2006 Bursa – Demokrasi şiirinden…

Türkiye’nin kuşkusuz tarihine damga vuracak olaylarından biri olan 2013-Gezi Parkı olayları, 2002 yılından beri 3 seçim üstüste kazanarak iktidarda olan Ak Parti’ye getirilen eleştiri dozunun da inanılmaz boyutta artmasına neden oldu. Gezi Parkı eylemleri, bir anlamda Eski Türkiye ve Yeni Türkiye olarak bir zihniyet ve gelecek ayrımının dile getirilmesine ve sosyolojik boyutta eylemlerine katılan ağırlıkla gençlerin, annelerin, sanatçıların, akademisyenlerin, eşcinsellerin, sendika ve taraftar gruplarının  temel isteği olan ifade, medya ve birey hak ve özgürlüklerine odaklanıldı. AK Parti iktidarının ise bu zorlu süreçte krizi oldukça kötü yönettiği bir çok iletişim ve siyaset uzmanı tarafından dile getirildi. Diğer yandan AK Parti hükümeti yetkililerinin de , Gezi eylemlerine katılanların da ortak noktası, Türkiye’nin AK Parti iktidarı süresince ilginç bir sorununa parmak basıyordu ve kuşkusuz bu iki tarafın hem fikir olması açısından da ilginçlik arzediyordu: Muhalefet Partilerinin etkin olamaması.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemlerine baktığımızda, Gezi eylemlerinden, 1993 Sivas Olaylarına, Reyhanlı saldırısından Dersim olaylarına, Kürt Sorunundan 12 Eylül Rejimi sorunlarına kadar neredeyse her negatif durumun faili olarak onlarca yıl iktidar olamayan CHP adres gösteriliyordu. Muhalefetin etkin olmaması sorunu, insanların gezi eylemlerinde sesini duyurmak isteğine sebep oldu ve Türkiye’nin bir çok iline yansıyacak şekilde eylemler günler boyunca yapıldı ve bilançosu bakarsak; 4 kişi öldü 60’ı ağır olmak üzere 8 bin kişi yaralandı, 11 kişi gözünü kaybetti, 103 kişi kafa travması geçirdi  ki bu bilançonun sonuçlarından biri olarak aralarında Yaşar Kemal gibi edebiyatçıların, İdil Biret gibi sanatçıların bulunduğu bir ilan olan “Kaygılıyız” ilanıyla, Türkiye Yayıncılar Birliği, Barolar Birliği, Türk Tabipler Birliği gibi kurumlarca hükümetin göstermiş olduğu yaklaşıma dair ağır eleştiri barındıran tepkiler dile getirildi.

Gezi Yazı: Başkaldırının 140 Vuruşu from hahtv on Vimeo.

Bir yandan Çözüm Süreci olarak adlandırılan AK Parti’nin Kürt sorununa çözüm olarak PKK ile beraber süreci yönetme tercihiyle gündemdeki sıcaklığını koruyan PKK ve Kürt sorunu, diğer yandan medya şirketlerinde kendi yöneticilerinin dahi itiraf ettiği sansür ve otosansür, başka bir yandan hukuk, adalet  sorunları ve Gezi Parkı eylemlerinin başlangıç sembolü olan ağaçların kesilmesi ve çevre katliamları hep sandıkla mecliste temsiliyet verilen muhalefetin, AK Parti iktidarına karşı bir varlık gösterememesinin bir çıktısı ve çaresizliği olarak insanların sokağa çıkarak yine demokratik bir talep olarak “hükümetin istifasını istemesine” sebep olmuştu.

TBMM Resmi Twitter Hesabı

Continue reading »

Tem 022012
 

Sosyal Medya, iş ve günlük hayatı etkilediği kadar suç unsurlarını da tekrar irdelememizi gerektiren bir olgu olarak karşımıza çıktı. Bu nedenle, sosyal medyanın içerisinde “çocuk pornografisi” ne demektir, kapsamı, suç teşkil eden parametreleri nedir, nasıl tespit edilir, yazılı ve görsel olarak söylem kriterleri nedir dersimizde incelemek istedik ve aşağıda da yer verdiğim şekilde; Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden Sosyal Medya Çalışmaları yüksek lisans programında, öğretim görevlisi Reha Başoğul tarafından yürütülen Sosyal Medya Araştırmaları, Takip, Söylem ve Duyarlılık Analizi dersim için öğrencimiz Ensar Lokmanoğlu’nun hazırlamış olduğu proje makalesi ortaya çıktı.

Makalenin içeriğinde şunlar bulunmaktadır:

1. ÇOCUK PORNOGRAFİSİ KAVRAMI
1.1. Çocuk Pornografisinin Tanımı
1.2. Çocuk Pornografisinin Kapsamı
1.3. Çocuk Pornografisinin Sınıflandırılması
2. ÇOCUK PORNOGRAFİSİNİN HUKUKİ BOYUTU
2.1. Uluslar arası Hukukta Çocuk Pornografisi
2.2. Ulusal Hukukta Çocuk Pornografisi
3. ÇOCUK PORNOGRAFİSİNİN TESBİTİ AŞAMALARI
3.1. Elektronik Ortamda Suç ve Suçlunun Tespiti
3.2. Delillendirme Süreci
3.3. FBI ve Türkiye Bilişim Şube Karşılaştırılması
4. ÇOCUK PORNOGRAFİSİ VE SOSYAL MEDYA
5. ÇOCUK PORNOGRAFİSİNİN SONUÇLARI
5.1. Çocuk Pornografisinin Mağdur Üzerindeki Etkileri
5.2. Suç ile Mücadelenin Önemi ve Önerileri
KAYNAKÇA

Continue reading »

May 232009
 

Hürriyet Benim Sayfam

Hürriyet.com.tr, milyonlarca okuruna sunduğu “Yazar Cafe” ve “Bumerang” hizmetlerinden sonra şimdi de haber okuyan bu büyük kitleyi tek bir çatı altında toplayacak “Benim Sayfam” adlı yeni bir sosyal ağ’ı hizmete açtı. Arkadaşlarınızla mesajlaşabileceğiniz, yayınlanan haber konularına sizinle aynı fikirde olan veya olmayan  yorum yapanlarla iletişim halinde olacağınız, düşüncelerinizi aktarabileceğiniz, grup kurabileceğiniz bu sosyal ağ ile Hürriyet, internetin haberin ve düşüncenin özgürlüğünü temsil eden bir yer olduğunun okurlarıyla interaktif bir platform sayesinde oluşacağının farkındalığıyla hareket ettiğini gösteriyor ve bu ışığı takip ederek internete yatırım yapmaya devam ediyor.

Benim Sayfam‘da aynı zamanda favori yazarlarınızı takip edebilir, hurriyet.com.tr içerisinde okuduğunuz haberleri burada arşivleyebilir, etkinliklerinizi paylaşabilirsiniz. Ayrıca site içerisinde Hürriyet İnternet Grubu çatısı altında barınan hurriyetoto.com ile Otmobil, hurriyetemlak.com ile Emlak, yenibiris.com ile ise iş ilanlarını takip edebilirsiniz. Açılışı itibariyle bu kadar başarılı özellikleri eklemesinin dışında kendisine ait ve diğer Web 2.0. uygulamalarıyla ilerleyen zamanda entegre olmasıyla Benim Sayfam’ın Türkiye içerisinde başarılı sosyal ağ portallarının üst sıralarında yer alacağı söylenebilir.

benimsayfam4

benimsayfam2benimsayfam5benimsayfam6

May 022009
 

windows_live_socialHalen 500 milyon kullanıcısına sahip Windows Live’da yenilikler bitmiyor. Şimdide 20 yeni sosyal ağ sitesindeki etkinliklerinizi Windows Live sayfanızda görüntüleyebilecek, Arkadaş Listesinizi bu ağlardaki arkadaşlarla senkronize edebilecek ve sitedeki hareketlerinizi bu sosyal networklerde paylaştırabileceksiniz. Bu sosyal ağ siteleri nedir derseniz: MSN (Microsoft Network), Arto (Danimarka), Bilddagboken.se (İsveç), Dada (İtalya), Dailymotion (Fransa), Digg (A.B.D), Facebook (A.B.D ), Fotolog (Fransa), Hevre (İtalya), Hyves (Hollanda), Last.fm (İngiltere), Live Journal (Rusya), MClub (Çin), Metroflog (Arjantin), Overblog (Fransa), SmugMug (A.B.D), TypePad (A.B.D), Yandex (Rusya), zoo.gr (Yunanistan), MySpace (A.B.D)

Tüm bunların dışında Flickr,Photobucket,Wordpress,Twitter,Flixter,Stumble Upon siteleriyle de paylaşımlarınız entegre olabiliyor. Microsoft marka değerini nerede arttıracağının trende uygun cevabını bulmuş olsa da, yine de aklımıza bu kadar kişisel bilginin mükerrer bir şekilde her bir sosyal ağda karşımıza çıktığının farkında olan bir marka bizi bu marka ve bilgi kirliliğinden koruyacak yeni bir trendi yaratacağına eminim.

windows_live_web_activities

Nis 132009
 

picture-1

Herşeyin online olduğu ve ağzı olanın konuştuğu bu devirde firmaların kendileri hakkında ne düşünüldüğünü, daha da önemlisi aktif ya da potansiyel müşterilerin onlar hakkında neler düşündüğüne dair bilgi eksiklikliğinden ya geç aksiyon alınır veya müşteri kayıplarının nedenlerine dair fikirler gerek markanız gerekse markanızı emanet ettiğiniz ajaslarınız tarafından ölçümlenemediği için havada kalır. Zira müşterileriniz her zaman sizin Çağrı Merkezlerinizi arayarak veya e-posta atarak kısaca ayağınıza gelerek düşüncelerini ifade etmez.  Sizin yükümlülüğünüz her zaman müşterinin laf ağzından çıktığı an yakalamak üzerine kurulu olmalıdır ki bu da oldukça zor bir iştir ama en hızlı ve en doğru aksiyonlar da böyle alınır. Bunun için milyonlarca dolar paralar harcanır, pazar ve tüketici araştırmaları yapılır, sonucun doğruyu yansıtıp yansıtmadığını ise her zaman emin olmadan izlersiniz.

Dünyada en çok kullanıcıya sahip CRM(Müşteri İlişkileri Yönetimi) yazılımı ve hizmeti sağlayan Salesforces.com, bilginin internette bu kadar dağınık olduğu sanal dünyalarımızda, firmanız hakkında facebook’ta, bloglarda, forumlarda neler konuşulduğunu, ürününüz hakkında ne gibi geribildirimlerde, şikayetlerde ve yorumlarda bulunulduğunu ölçümleyerek sizin önünüze Google Analytics misali  raporluyor. Bu işi CRM odaklı olmayan yöntem ve arayüzle Google Alerts ve Tracur sizin yerinize siteleri tarayarak yapıyordu. Ancak arayüz olarak çok daha başarılı olan ve Service Cloud olarak adlandırılan SalesForces.com’un bu ürünü yerin kulağı var tabirini hakeden bir sonuç sizlere sunuyor. Ürünün demo videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.

Nis 092009
 

 

Bilimde Çok Yazarlılık İmkanları Sunan Yazılımlar Artıyor.

Hacettepe Üniversitesi’nde Bilgi ve Belge Yönetimi alanında Araştırma Görevlisi Umut Al’ın  okumaktan keyif aldığım sözlükçülük, wikipedia,bloggerlık,facebook, twitter gibi bir çok Web 2.0. uygulamasının gelişimini de ilgilendirdiğini ve bir sosyal iletişim yöntemi olarak çok yazarlılık kavramını da içine alarak düşündüğüm için önem arzeden makalesidir. Çıkarımsamalarını maddeleyerek şöyle özetlemek nezdimde mümküdür: 

– bilimsel iletişim yayın sayısındaki artış, yayınların fiyatları, elektronik yayıncılık gibi bir çok faktörden etkilenir. 

– araştırması 1975- 2002 tarihleri arasındaki yılları kapsayarak Social Science Citation Index (ssci) veritabanında yapılan taramayı kapsamaktadır. 

– Sosyal bilimlerde akademik sınıflandırma biçimi olan SSCI’de bulunan disiplinler arasında antropoloji, arkeoloji, coğrafya, dil ve edebiyat, eğitim, ekonomi, felsefe, hukuk, iletişim, işletme, kamu yönetimi, kütüphanecilik, mimarlık, psikoloji, siyaset, sosyal çevre bilim, sosyoloji ve tarih yer almaktadır. 

– Çok yazarlılık oranı ve yayın başına düşen yazar sayılarına bakıldığında en hızlı değişim tıp alanındadır ki radikal örnek olarak 1993 yılında New England Journal of Medicine adlı dergide yayımlanan bir makale, 972 yazarın imzasını taşımaktadır. 

– 1900 ile 2000 yılları arası incelenmiş, makale başına yazar sayısındaki en yüksek artışın kimya alanında olduğu ortaya çıkmıştır. 

– Ülkemizdeki kütüphanecilik makalelerinde ise çok yazarlılık yaygın değildir. Ülkemiz kütüphanecilik literatüründe yazıların genellikle tek yazarlı olduğunu gösteren bir çalışmaya göre; en eski kütüphanecilik dergimiz olan Türk Kütüphaneciliği Dergisi’nde çok yazarlı makalelerin oranı sadece %3’tür. 

– Çok yazarlılık konusunda başta tıp ve sağlık bilimleri gelmekte, sırasıyla temel bilimler, mühendislik ve sosyal bilimler onları takip etmektedir. sanat ve beşeri bilimlerde ise tek yazarlı yayınların oranı yüksektir. 

– Arkeoloji ve antropoloji ortalama yazar sayısı yüksek alanlar olarak karşımıza çıkarken, sosyal çevre bilim, tarih, dil ve edebiyat alanlarında ortalama yazar sayısı nispeten düşüktür. 

– SSCI’de 1975-2002 yılları arasında Türkiye adresli 2818 yayın yer almaktadır. Söz konusu yayınlar arasında sadece makaleler değil, bildiri özetleri ve kitap eleştirileri gibi farklı yayın türleri de bulunmaktadır. 

– Türkiye adresli bu yayınlar arasında; tüm yayınların %43’ü tek yazarlıdır (1219 yayın).  İki yazarlı yayınların tüm yayınlar içindeki oranı %2’dir. Üç ve üzeri yazar sayısına sahip yayınlar ise tüm yayınların %29’unu oluşturmaktadır. 

– Çok yazarlı yayınların sayısındaki artışın temel nedenlerinden bir tanesi günümüzde disiplinleri arası çalışmalar yapılmasının zorunluluğu ve buna bağlı olarak da farklı alanlardan araştırmacıların birlikte araştırma yapma gereksinimi duymalarıdır. 

– Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Tıp ve Yaşam Bilimleri literatürüne yapmış olduğu katkıya ilişkin bulguları sunan bir araştırmada (tonta ve ilhan 2002:126) 1988 yılında 3,8 olan yayın başına ortalama katkıda bulunan araştırmacı sayısının 1997 yılında 4,6’ya yükseldiği görülmektedir 

– Türkiye’de, sosyal bilimlerde 1990’lı yılların başından itibaren çok yazarlılığın hakim olduğunu göstermektedir. 

– Makalenin sahibi Umut Al’a göre; bir yayının birden çok kişi tarafından kaleme alınması yayının niteliğini olumlu yönde etkileyebilecek bir unsurdur.

Nis 072009
 

mountain

2005 yılından beri bilgisayarlarımızla bizi sanal turist yapan Google Earth, şimdiye kadar 400 milyon farklı ziyaretçi tarafından indirildi. Google Latitude ile işi bir adım ileriye taşıyarak her birimizin twitter gibi neyi nerede yaptığını anlatmamıza olanak sağlandı. Sonuçta biz bunu en iyi cep telefonuyla beceririz diyen kitleye ithafen Google Earth, Google Maps’te olmayan nice özelliğini cebimize taşımak için Iphone aplikasyonunu 2008’in sonlarına doğru duyurdu. Trulia.com ve Homes.com gibi Online Emlak ilanı sektörünün devlerinin de peşisıra sitelerinde keyifle gezmemize yarayan Iphone aplikasyonları geldi. Google Earth ve Iphone birleşimi sayesinde online emlak ilanı sektöründe yeni bir hareketlilik yaşanacaktır.

bangkok1

Her türlü multimedya içeriği post etmekle beslenecek ve bunun artık olmazsa olmaz haline geleceği emlak ilanları, ülkemizde de yakında beklediğimiz Google Street View özelliği sayesinde sanal turist’ten sanal ev arayan kişiye dönüşerek daha da çok meraklı olacağız. Çünkü Google Earth ile dağın diplerinde aradığımız bir Karadeniz yaylası evinin özelliği ve komşusu olmasını istediğimiz yeşillik,bağ, bahçe, denizin ne kadar uzak olduğu, ya da Fenerbahçe sahillerinde baktığımız bir evin stadı ne açıdan gördüğü, hangi fotoğrafla etikenlendiği, wikipedia’da nasıl yer verildiğini anlamamız mümkünken, çevresi veya evin kendisine dair videoları da izlememiz mümkün olacak. Emlak Danışmanlarına ise burada büyük iş düşüyor. Evin satışı için teknoloji bu kadar ayaklarına serilmişken, interneti, Google Maps, Microsoft Virtual Earth veya Google Earth’ü etkin bir şekilde beslemeleri gerekiyor.

Geleceğin en iyi emlak danışmanı olarak belleyeceğimiz kişi; bizim internetteki ev arayışımızda, evin içini en etkin gezmemize olanak sağlaması dışında, olası komşularımızdan, evin etrafından, karakola, notere, bankaya, doğaya, ulaşım alterlerine yakın olup olmamasından haberdar ederek doğru karar verdiren emlak danışmanı olacak. Çünkü evi yerinde görmek istemek için daha az vakit harcayan,müşteri değerimizin farkında olan daha kaprisli ve tembel bir toplum olacağız. Biz tatilde, işte, evde, parkta veya kimi zaman kaprisli bir şekilde hasta yatağımızda ev aramak, emlak endeksinden evin değerlemesini öğrenmek ve buna göre uygun fiyatı bulmak, sizin kim olduğunuzu öğrenmek ve sizinle hep online olarak mesajlaşmakve pazarlık yapmak isteyeceğiz. İşin özü, teknoloji elinizin altında iken yenilemenizde ve geç kalmamanızda fayda var.

Aşağıda Google Earth’ün Iphone aplikasyonu özelliklerini izleyebilirsiniz.

Mar 192009
 

hurriyetemlak_kiralik_konut_aramalari1

600.000’in üzerinde ilanıyla Türkiye’nin en çok emlak ilanı çeşitliliğine sahip lider emlak portalı Hürriyet Emlak sitesini her ay 1 milyon kişi ziyaret ediyor. İlan arayan kullanıcılar, ayda 4 milyon ilan arama yapıyor ve toplamda 18 milyon ilan gösterilerek ilgilisiyle buluşmuş oluyor ve kullanıcılar her bir ilanı incelemek için ortalama 40 saniye harcıyor. Bunun sonucunda arz edilen ilanlar itinayla analiz edilip, şimdiden son 3 senenin verileriyle Emlak Yatırım Sektörüne  yeni bir soluk ve bakış açısı getiren Hürriyet Emlak Endeksi oluşurken, diğer yandan “Aranan ilanlar hangi coğrafi bölgede yoğunlaşıyor?” sorusuna cevap bulmak için site aramalarındaki istatistiki veriler dikkate alınıyor.

Bu veriler çerçevesinde; 15 Ekim 2008- 15 Mart 2009 tarihleri arasında kullanıcılar,  hurriyetemlak.com’da kiralık/satılık konut, satılık/kiralık işyeri ve satılık turistik işletme kategorilerini seçerek yaptığı aramalarda en çok hangi bölgede ilan aradığını sadece İstanbul’un semtleri özelinde paylaşayayım istedim. Aşağıdaki tablolalardan talep yoğunluğu oluşan kategorisine göre ilk 10 semti görebilir ve konuyla ilgili Hürriyet Emlak Yaşam haberlerinde yer verilen “Ev almak isteyenlerin son gözdesi: Ataşehir” başlıklı haber yorumuna buradan ulaşabilirsiniz. 

Hürriyet Emlak Satılık Konut AramalarıHürriyet Emlak Satılık İşyeri AramalarıHürriyet Emlak Kiralık İşyeri AramalarıHürriyet Emlak Satılık Turistik İşletme Aramaları