Tem 162014
 

 

Türkiye Seçim Analizi Verisi

Kendi Seçim Stratejilerinizi Oluşturmak için http://rehabasogul.com/secimittifak/strateji.html

“Milleti yüzyıllarca başkalarının hırslarına ve çıkarlarına oyuncak eden ve en büyük düşman bilgisizliktir.
 Milleti kendi bencilliğine sahip yapmayan, milleti yüzyıllarca kendini bilmez halde bulunduran hep bu
cahilliktir. Hükümdarların, şunun bulun milleti kul gibi, köle gibi kullanmaları, bütün vatanı kendi özel
malikaneleri gibi değerlendirmeleri hep milletin bilgisizliğinden yararlanmakla oluyordu. Gerçek kurtuluşu
istiyorsak, her şeyden önce bütün gücümüz, bütün hızımızla bu bilgisizliği ortadan kaldırmak zorundayız.
Burada cahilliği yalnızca okuma-yazma anlamında değerlendirmiyoruz. Üç buçuk-dört yıl önce kendisini
köleliğe ve ölüme boyun eğmesi ile ilgili hükümdarının verdiği buyruklara, yayımladığı fetvalara, gönderdiği
ordulara baş kaldırmakla bu cahilliği yırttığını ve bu bilgisizlikten sıyrıldığını gösterdi. Gerektir ki millet bir daha
o cahilliğe düşmesin. Hepimize düşen görev, kafaları bir daha böyle bir cahilliğe düşmemek için hazırlamaktır.
Bunu yapmak için ne akılca, ne mantıkça, ne de dince hiçbir engel söz konusu değildir.

Bu konuda başarımızı kolaylaştıracak çarelerin en başında insanları aydınlatma, onlara yol gösterme geliyor.”

/ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Kaynak: Arı İnan, Düşünceleriyle Atatürk, Türk Tarih Kurumu Yayınları, XVI, dizi, sayı 43, s.522

30 Mart 2014 belediye seçimleriyle ilgili Yüksek Seçim Kurulu’nun gerek seçim hilesi denetimi gerekse SEÇSİS yazılımı kullanılması üzerine bir çok  makale yazıldı. Konunun “hile” üzerinden ele alınmasındaki en önemli nedenlerden biri, Gezi direnişiyle beraber, AKP hakkında bir çok hukuksuzluğun ortaya çıktığı  gibi seçim hileleri konusunda da ciddi iddialar ortaya çıktı. Türkiye’de ilk kez AKP’nin 2007’de oy oranını %34’ten %47 ye çıkardığı  senede, Türkiye Barolar Birliği’nin de detaylı anlattığı gibi SEÇSİS’in kullanılması ve operasyonun iktidar kontrolünde olan merkezden yürütülmesi, 30 Mart yerel seçimler sırasında 40 ilde aynı anda elektriklerin  kesilmesi ve Türkiye’deki seçim güvenliğinde öncelikli konu olan elektriğin sağlanamamasını “trafoya kedi girmesi” ile açıklayan AKP’li Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın (kendisi aynı zamanda Soma’daki madenlere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Faruk Çelik gibi noksansız olduğuna kanaat getiren raporlarda imza sahibi ve madenin açılışını yapan ve de yaşam odalarına red oyu veren AKP üyesi) trajikkomik  bir şekilde bir bahane üretmesiyle AKP’nin sandıklarda hile yaptığına dair haklı şüphelerin kamuoyunda oluşmasına neden oldu.

Seçimde  elektiriği kesilen iller

Bu şüphelerin dışında Stockholm Ekonomi Fakültesi öğretim üyesi Erik Meyersson, kendi blogunda istatistik biliminin yöntemlerini kullanarak, özellikle Ankara Büyükşehir Bld. başta olmak bir çok il ve ilçe üzerinden AKP’nin geçersiz oyların çok olduğu sandıklar üzerinden seçim hilesinin şüphesi doğuran iki ciddi makale yayınladı. ( Is Something Rotten In Ankara’s Mayoral Election? A Very Preliminary Statistical Analysis  / Trouble in Turkey’s Elections ) Geçersiz oylar eğitimsiz kitlenin çok olduğu  yerlerde olduğundan AKP’ye oy verenlerin aynı yerde olması hile olduğunu göstermez iddiası üzerine ise yeni bir açıklama daha geliyor. Konuyu takip eden Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden Prof. Dr. Cem Say bu süreci şöyle blogunda anlatıyor:

 “Meyersson Eren’in ileri sürdüğü tezi sınamak için bence çok akıllıca bir şey yapıyor. Kuşku yaratan “AKP üstünlüğü / geçersiz oy çokluğu” ilişkisini bu kez tüm Ankara’yı karışık olarak alarak değil, oy verme yerleri (mesela teker teker okullar) bazında inceliyor. Öyle ya, aynı okulda farklı sandıklarda oy veren insanlar arasındaki farkın Ankara’nın merkeziyle uzak bir köyünün seçmenleri arasındaki farktan daha az olması beklenir. İstatistik bilimi de böyle söylüyor. Varılan sonuç çarpıcı: Aynı okulda komşu sınıflardaki iki sandıktan hangisinde geçersiz oy oranı daha fazlaysa o sandıkta AKP üstünlüğü de ortalamada daha fazla çıkıyor! Bu merkezde de böyle, ücra yerlerde de. Ne ilginç değil mi? Sizde de geçersiz oy oranının seçmenlerden çok sandık görevlilerine bağlı olarak değiştiği, açıkçası kimi sandıklarda özellikle CHP oylarının geçersizleşiverdiği fikri uyanmıyor mu?  Meyersson sonra diyor ki: “Şayet CHP oylarını geçersizleştirerek hile yapacak kişiler varsa, seçimi gerçekten etkilemek için bu işi CHP’nin oy oranının daha çok olduğu yerlerde daha çok yapmak isteyeceklerdir.” Acaba veriler bu konuda ne diyor? Evet, tahmin ettiğiniz gibi. Ankara’nın CHP’ye daha çok oy veren ilçelerinde geçersiz oyların yukarıda anlattığımız manada CHP’ye zarar vermesi ilişkisi, CHP’ye az oy verenlerdekinden çok daha “şiddetli”. […]  Bu son bulgu kanımca burada ele alınan olguya “Eğitimli, zengin kişiler daha az geçersiz oy verirler, o yüzden onların az olduğu sandıklarda daha çok geçersiz oy çıkar” şeklinde “masum” bir açıklama getirme çabalarına son darbeyi vuruyor. Meyersson’un da vurguladığı gibi görülebilen tek açıklama şu: Nerede AKP’yle başka bir parti arasında çekişmeli bir yarış varsa orada o rakip partinin oyları geçersizleştirilmiş. AKP’nin gerçek oy oranının tartışmasız şekilde üstün olduğu illerde ise bu zahmete girilmemiş.

Seçim Hileleri Konusunda Twitter’da da bir çok vatandaş tarafından #secimhileleri hashtagiyle paylasilan ve https://twitter.com/secimhileleri1 adresinde paylaşılan usulsüzlükler, hanelerde orada yaşamayan kişi yerleştirme(son seçimde bizzat başıma gelmiş ve itiraz etmişimdir), aniden sokak isimlerini gereksizce değiştirme, fazladan basılan oy pusulaları, çöplerde bulunan oy pusulaları ve “evet” mührünün çalınması gibi ( http://hilelisecim2014.tumblr.com/ ve https://eksisozluk.com/30-mart-2014-yerel-secim-hileleri–4291385?day=2014-03-30 adresinde de yer verilen) bir çok vakanın olduğu ortamda varsayımsal olarak seçim hilesini yok farzederek, “Türkiye’de seçim ittifakları muhalefet partilerine ne kazandırırdı? ” sorusuna cevap aramak bu araştırmanın konusudur. YSK’nin açıkladığı sonuçların dışında kendi sitesinde veri analizi yapmaya mümkün olmayan veritabanı sistemi ve CHP’nin kendi seçim sisteminin nihai sonuç üzerinden güncellenmemesi nedeniyle 30 Mart seçimleri için CHA verileri kullanılarak/baz alınarak ve medya sitelerinden veri kontrol edilerek bazı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Sonuçların açık veri olarak ele alınması ve kullanıcıların da kendi analizlerini yapabilmesi için http://rehabasogul.com/secimittifak/strateji.html adresinde veri ve harita görselleştirilmesi yapılmıştır. Sonuçlarım şöyledir: Continue reading »

Tem 032014
 

“Tabiatta bilirsiniz ki hiçbir şey yok olmaz, ne bir ses, ne bir söz, ne bir hareket.
Olduğu çağ ne kadar eski olursa olsun, bütün bu oluşlar o andaki gibi doğanın içindedir.
Bu dalgalanmada zaman ve mesafe kavramı söz konusu değildir.

Bugün dünyanın herhangi bir köşesinde söylenen bir sözü veya yansıyan hareketleri,
yine dünyanın herhangi bir köşesinde aynı anda işitmek, dinlemek, benimsemenin mümkün
olduğu gibi toplayıp tespit etmek imkanına elbette varılacaktır. Doğanın bugün sır dolu bilinmeyen
yönlerine de gireceği muhakkak  olan insan zekası, beklenilen gerçekleri ortaya koyacaktır. 
Çünkü tarih belgeleri, ilerideki keşifleri buna dayanacaktır. Her tarihi şahsın söylediği sözler
toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebileceğiz.”

/ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Kaynak: Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıra ve Belgeler;
Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Edebiyat Yayınevi s.132

Twitter, bireysel paylaşımların dışında, sanatçıların, bilim insanlarının, yazarların, sporcuların, aydınların olduğu kadar siyaset arenasının da kitlelere kendini benimsetmek için ilgi odağı durumunda. Türkiye’de twitter kullanıcı sayısı gitgide artarken, diğer yandan kitleleri etkileme alanı olarak siyasetçilerin daha çok üzerine düştüğü bir alan haline geldi. 2013 Gezi direnişinde de gördüğümüz gibi sosyal medya üzerinden örgütlenmede Twitter baskın rol oynadı.  Bu rolün gitgide artmasındaki en önemli sebep, Türkiye’deki ana akım medyanın AKP tarafından sansürlenmesi ve medya yöneticilerinin iktidardan aldığı ihaleleriyle nedeniyle(bkz:  mulksuzlestirme.org) AKP aleyhine haberleri, bazen medya yöneticilerinin direktifleriyle otosansürle,  bazen ise #AloFatih ve #AloNermin vakalarında gördüğümüz gibi bizzat Başbakan titresine sahip AKP parti lideri Recep Tayyip Erdoğan tarafından engellenmesi ve hatta kendisinin sansür uyguladığını açıkça kabul etmesi gibi olaylar neticesinde kitlelerin  haberleşme ve ifade özgürlüğü için arayışını sosyal medyada özellikle  de Twitter’a yöneltmesine neden oldu. ( Twitter’daki bilgiler dışında açıkça yapılan sansür direktiflerinin metinsel dökümüne dair detaylı kitap için: Alo Fatih – Medyanın RTE ile İmtihanı). Yine kamusal yarar arz eden ve haber niteliği taşıdığı için tüm Dünya haber sitelerinde haber olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Soma halkı tarafından yuhalanması ve istifa et sesleri arasında markete sığındıktan sonra #Soma’daki bir vatandaşa tokat ve/veya yumruk atması ve müşaviri Yusuf Yerkel’ın yine Soma’daki bir madenciye yerde iken tekme atması  TRT, Anadolu Ajansı ve havuz medyası olarak tabir edilen ve çoğu haberi tekzip edilen veya yalan çıkan yandaş kanallar tarafından sansürlendiği gibi aynı haber kanallarında haber olarak  yer alan görevden alındığı bilgisinin de daha sonra doğru olmadığı ortaya çıktı.

Türkiye'De Twitter ve Youtube Yasak - Harita

Sansür’ün evrensel insanlık suçu olması dışında, Türkiye’de de anayasa itibariyle basının sansürlenmesinin suç olduğu(bkz: Anayasada ilgili madde: http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/anayasa.maddeler?p3=28 ) ve yargılanması gerektiği açıkken ve AB’nin 11 yıldır Türkiye için açıkladığı ilerleme raporlarında ve nihai olarak 2014 yılında Türkiye’de basın özgürlüğünün açıkça olmadığını gösteren raporun (http://rsf.org/index2014/en-index2014.php)  muhatabı ülkemizde medya yönetimi, ekonomisi ve gelecek nesiller için yaratılacak bilgi ve istihdam imkanları da önemli ölçüde yara aldı. Türkiye son 10 yılda basın özgürlüğü sıralamasında 56 sıra geriledi. Twitter ise bu ortamda yine AKP hükümeti tarafından yasaklandı. Anayasa Mahkemesi ise AKP’nin bir çok uygulamasında olduğu gibi bunun da hukuksuz ve ifade özgürlüğü ihlali olarak yorumladı ve yasağı kaldırdı. Bu konuda kararı uygulayanlar yapılan hak ihlali konusunda tıpkı Gezi direnişinde ve 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet skandalı iddianamesinde yer alan kişiler yargılanmadığı gibi bu kararı uygulayanlar da henüz yargılanmadı.

Meclis TV dahil bir çok alanda görülen sansürün(bir örnek için bkz: [1] ) ve otosansürün halihazırda büyük bir sorun olarak devam ettiği  Türkiye’de, siyasi liderler, kitlelerin ana akım medyadaki sansürle gerçek haberlerin bulunamadığı gerçeğiyle, Twitter’a haber kaynağı olarak yönelmesi üzerine siyasi mesajlarını seçmen kitlelerini etkilemek amacıyla Twitter’da da daha fazla karşılık almaya başladılar. Bu açıdan da siyasi liderlerin söylemlerinin medya, kamusal alanda “şeyleşen” tweetler,  kitle iletişim psikolojisi ve göstergebilimsel açısından değerlendirilmesine ve çözümlenmesine ihtiyaç olduğu açıktır.

Alman iletişim kuramcısı Jürgen Habermas,  iletişim toplum kuramında, toplumsal ve siyasal ekonomik yapıları iktidar ve toplum ilişkilerinde politikacıların ideolojik enformasyon çarpıtmalarına odaklanmıştır. Bir yandan siyasetin enformatik manipülasyonları mevcutken, diğer yandan kamusal cehaletin varoluşu ve siyasetçilerin halkı baskı, sansür, iftira, bürokrasi, tek tipleştiricilik ve polis devleti  yöntemleriyle elinde tutmak istemesi Habermas’ın eleştirel iletişim kuramının altyapısını hazırlar.  Ona göre demokratik siyaset, ille de bir partinin içinde olmayı gerektirmek veya sessiz kalarak değil, kolektif eleştiri süreçlerinden gelişecek olan rızanın zorunluluğuyla önem kazanır. (Türkiye’nin toplumsal kavrama, anlama ve analitik eleştirme yetilerine dair sıkıntısına dair durum tespiti ve Gezi direnişinde verilen mesajların analizi  için bu linke, yine Twitter’da vatandaşların AKP hükümetine #cevapver etiketiyle yaptığı eleştiriler için bu  linke bakabilirsiniz. )

Bu bağlamda, Türkiye’deki oy oranı en yüksek 3 siyasi liderin Twitter’da 2010 yılından beri attığı tweetlerdeki verdiği mesajların içerik çözümlemesi kısmi derecede bu makalede amaçlanmıştır. Siyasi liderlerin mesajlarını okuyan ve alıcısı olan biz okurların sorgulaması gereken bu tweetleri,  Habermas’ın evrensel edimbilim kuramı açısından baktığımızda anlamak adına şu dört evrensel geçerlik iddiasını hatırlatmakta fayda var.

” Konuşan anlaşılabilir bir ifade seçmelidir ki, konuşmacı ve dinleyici birbirlerini anlayabilsinler. Konuşanın doğru bir önermeyi iletme niyeti olmalıdır ki, dinleyen konuşanın bilgisini paylaşabilsin. Konuşanın niyetlerinin doğru olarak dile getirilmesini istemesi gerekir ki, dinleyen konuşanın sözüne inanabilsin.(ona itimat edebilsin) Nihayet, konuşan yerinde, haklı bir söz seçmelidir ki, dinleyen sözü kabul edebilsin ve konuşanla dinleyen kabul edilen bir normatif art yöre bakımından birbirleriyle mutabakata varabilsinler.”

Anlamak sadece dilin bilişsel kullanımıyla gelen önermelerde değil dilin etkileşimsel kullanımına(normatif bağlam) ve anlatımsal kullanımına(konuşanının güvenirliğiyle ilgili) dayanmakta olduğuna göre her verilen siyasi mesajın doğruluğu kendi önermesinin dışında, tıpkı aşağıda Recep Tayyip Erdoğan’ın farklı zamanlarda birbirleriyle tamamıyla zıt olan/çelişen beyanları da mevcutken, inanılırlık ve güvenirlik verilen önermenin yer verildiği mecra haricinde bir zaman serisi içinde, diğer mesajlarıyla uyuşup uyuşmadığıyla, davranışlarında yer verip vermediğiyle beraber incelemesi gerektirmektedir.

Ünlü göstergebilimcilerden Umberto Eco’nun, Peirce’dan sıkça alıntıladığı  gibi, “Her metin  sınırsız anlam üretir.” Bu araştırmada da yer verilen tweetler, sayısal veriler ve bağlam ilişkisinin akademisyenler ve araştırmacılar tarafından da bir çok farklı açıdan anlam üretebileceği göz önünde bulundurularak veriler bütünsel olarak açık veri olarak sunulmuştur.

Araştırma Konusu

Continue reading »

Eki 012012
 

Leonard Cohen  İstanbul Konseri 19 Eylül 2012 Fotoğraf: Hürriyet Kültür Sanat

“Dünyanın yalan söyleyip söylemediğini bilmiyorum
Ama ben söyledim
Dünyanın sevgiyi dışlayıp dışlamadığını bilmiyorum
Ama ben dışladım
İşkence ortamı huzur kaçırır
Ben huzur kaçırdım
Nükleer patlamayla yükselen mantar gibi bulutlar olmasa da
Yine nefret ederdim ben

Beni dinleyin
Ölüm olmasa bile
Aynı şeyleri yapardım diyorum
Gerçeklerin soğuk varlığı altında
Bir sarhoşla bir tutulamam ben
Evrensel özürleri reddediyorum

Geceleyin önünden geçilen ve anımsanan
Boş bir telefon kulübesi gibi
Yalnızca çıkışta bakılan
Sinema lobisindeki aynalar gibi
Binlerce kişiyi tuhaf bir kardeşlikle birleştiren
Bir isterik gibi
Bekliyorum
İtiraf etmesini her birinizin”

/ Leonard Cohen – “Ne Yapıyorum Burada Ben” şiirinden…

Telegraph gazetesinin “Şarkı Söyleyemeyen 10 büyük şarkıcı” listesinde de yer alan ve tüm zamanların en sevilen şarkıları listesinde 1975 yılında yayınlanan “The Best of Leonard Cohen” albümüyle var olan 1934 doğumlu Kanadalı şair,söz yazarı, oyuncu, romancı,  müzisyen Leonard Cohen’in müziğinin ve sesinin dışında mısralarındaki mana, nefes, karmaşa,aşk, kadınlar, politika, yitiklik gibi bir çok unsuru şairliğini ve zen bilgeliğindeki yoluna da adayarak fısıldaması, aynı listede yer alan  Tom Waits, Nick Cave, Bob Dylan gibi sanatçıların da susadığımızda kursağımızda kalan izlerin akıp gitmesine olanak tanıyan öğretileriyle işlenmesiyle yer almıştır, alacaktır…

Leonard Cohen 19 Eylül akşamı, İstanbul Anadolu yakasının kendine has sükunetinde, 2009’da yine “belki de son kez İstanbul’a geliyorum” dediği ve iki kez konser verdiği İstanbul Harbiye Açıkhava konserindeki mistik havadarlığın yerine Ataşehir’deki kapalı spor salonunu dolup taşıran sayıları 10 bini bulan insanlarca karşılandı.  19 Eylül akşamında da ‘The Old Ideas World’ turnesinin kapsamında Cohen’in mısralarında iç seslerinin tapınaklaştığı ve ayine dönüştüğü 3,5 saate yakın bir konser performansını diğer konserlerinde de olduğu gibi “Dance Me To The End of Love” parçasıyla açtı.

Continue reading »