Tem 062018
 

Araştırmacılar, biyoloji dünyasında, yeryüzünde evrimleşen tüm karmaşık yaşamın mikrop ailesinden başladığını düşünüyorlar. Mikroplar, Kuzey Mitolojisi’nin tanrılarından sonra Loki, Thot, Odin ve Heimdall olarak adlandırıldı ve Asgard adlı bir gruba ait olarak gösterildi. Continue reading »

Tem 062018
 

Polonya’daki SWPS Sosyal Bilimler Üniversitesi ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nden sosyal psikologlar Milgram’ın modern bir versiyonunu uyguladılar ve sonuçların 50 yıl önceki çalışmalara benzer olduğunu buldular. Continue reading »

Tem 062018
 

Almanya’daki bilim adamları, insan evriminin tarihini değiştirecek nitelikte bir keşif yaptı. Continue reading »

Tem 062018
 

Bilim insanları, balık atalarımızın sudan karaya çıkmalarına öncülük eden hamlenin uzuvlar değil, daha gelişkin görme yetisi olduğunu söylüyor. Continue reading »

Tem 062018
 

Araştırmacılar, ilk defa, fizikçilerin yaklaşık 70 yıldır peşinden koştuğu, triangulene adı verilen garip ve dengesiz özellikli üçgen biçimli bir molekül sentezledi. Continue reading »

Tem 052018
 

Amerika’ya ilk yerlemiş olan kurucu grup, yeni bir genetik araştırmaya göre Sibirya’dan göç etmiş ve yaklaşık 250 kişiden oluşuyordu.

Araştırmanın yazarlarından, Brezilya’daki Rio Grande do Sul Federal Üniversitesi’nden Prof. Nelson Fagundes, “Kurucu grup” olan bu nüfusun, Sibirya’dan Amerika’ya yaklaşık 15 bin yıl önce göç eden insanlar olduğunu belirtiyor. Fagundes, kurucu grubun kaç kişilik bir popülasyondan oluştuğunu anlamanın anahtar olduğunu söylüyor, çünkü bu büyüklük, soy geçişindeki genetik miktarı belirlemekle beraber, doğal seleksiyonun kötü genlerden ne kadar verimli şekilde arındırıldığını anlamamıza olanak sağlıyor. Continue reading »

Tem 052018
 

Yeni bir fosil analizine göre, insanlığın ağaca tırmanan atası ‘Ardi’ de tıpkı bizim gibi dik yürüyebiliyordu. 4.4 milyon yıllık iskeletin pelvisi, Ardi’nin türlerinin ağaca tırmanma motivasyonunu kaybetmeden, insan benzeri bir dik yürüyüşe sahip olduğunu ortaya koyuyor. Continue reading »

Tem 052018
 

İkiyüzlülükle ilgili sorun tam olarak nedir? Birisi başkalarının davranışlarını kınadığında, aynı davranışı bizzat kendisinin yaptığı öğrenilirse bunu neden bu kadar sakıncalı bulabiliriz? Yale Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde doçent olan David Rand ve yüksek lisans öğrencileri Jillian Jordan ve Roseaanna Sommers, New York Times’ta bu sorunun yanıtını aradıkları bir makale kaleme aldılar. İşte o makale: Continue reading »

Tem 052018
 

Independent’ta yer alan habere göre, Rochester Üniversitesi ve Northeastern Üniversitesi’nden Miron Zuckerman, Jordan Silberman ve Judith A. Hall, zeka ve dindarlık arasında anlamlı negatif bir ilişki olduğunu ortaya koyan 63 araştırmayı barındıran bir meta-analiz (çoklu bilimsel araştırmaların sonuçlarını birleştiren istatistiksel bir analiz) yaptılar.

Dindarlık, “dinin bazı yönlerine veya her yönüne katılım derecesi” olarak tanımlandı. Buna, doğaüstü etkenlere olan inançlar, mülkün bir fedakarlık olarak sunulması gibi “bu etkenlere bedeli ağır olan taahhütler sunma” da dahil edildi. Başka bir “”bildirim” olarak, kiliseye gitme ve “doğaüstü etkenlere olan inanç nedeniyle ölüm gibi varoluşçu endişeleri azaltma” gibi (yani cennete gideceğinize inandığınız için ölümden daha az korkmuş olmak) toplu törenlere katılmak belirlendi. Continue reading »

Tem 052018
 

Bir araştırmacı grubu, sonunda Afyonkarahisar’ın Beyköy köyünde bulunan 3300 yıllık taş tabletleri çözdü ve de gizemli “Deniz İnsanları” hikayesine ve savaşan bir Truva Prensi’ne ulaştı. Böylece savaşan Truva Prensi’ni anlatan 3300 yıllık taş levhasının bulunmasından 139 yıl sonra deşifre edilmiş oldu.

Dailymail’de yer alan habere göre yazıt, Truva’dan Muksus adı verilen bir prensin başını çektiği bir askeri kampanya sonrası Mira adlı güçlü bir krallığın yükselişini anlatıyor.

Hikaye, günümüz bilim insanlarının konfederasyon olarak tanımladığı “Deniz İnsanları”nın Ortadoğu’daki şehirleri ve uygarlıkları harabeye çevirdiği zamanları anlatıyor. Bu askeri fetihlere katılan Mira krallığı ise bahsi geçen denizci grubun bir parçası görünüyor.

Kriptolojik simgelere göre, krallık Deniz İnsanları’nın istilalarında belirleyici bir role sahipti ve Doğu Akdeniz’de Bronz Çağı’nın sona ermesine yardımcı oldu.

Diğer yandan, bazı bilim insanları yazıtların sahte olabileceği konusunda endişelerini dile getiriyor. Çünkü levhanın orjinali, 19. yüzyılda yok edilmişti ve modern şifre çözümü, o sırada akademisyenler tarafından gündeme getirilen kopyalara dayanıyor. Continue reading »

Tem 052018
 

Yeni araştırma, dünya çapında yaklaşık 7.4 milyar insan var ama her insanın yaşamındaki genleri geriye doğru takip ettiğinizde, Afrika’da 200 bin yıl önce bulunan bir tek gruba çıkıldığını gösteriyor.

Bilim insanları, farklı popülasyonlardan elde edilen insan DNA’larıyla, şimdiye kadar yapılmış en detaylı genetik çalışmalardan birine imza atarak, türümüzün dünyadaki yayılmasının nasıl olduğunu inceledi. Continue reading »

Tem 052018
 

Evrim,bu sefer iş üstünde yakalandı. Bilim insanları, Avustralya kertenkele türüne ait bir sürüngenin yumurtlamaktan kaçınıp neden doğurmayı tercih ettiğinin şifrelerini çözdü.

New South Wales’in sıcak kıyı ovaları boyunca, sarı karınlı, üç parmaklı kum kertenkeleleri, çoğalmak için yumurtalarını bırakırlar. Ancak, daha yükseklerde ve soğuk dağlarda yaşayan aynı türe ait bireyler, nesillerini devam ettirmek için doğum yapıyorlar.

National Geographic’te yer alan habere göre, sadece bunun dışında iki modern çağın sürüngeni, – başka bir kum kertenkelesi türü ve Avrupa kertenkelesi- iki türlü de üreyebilmektedir. Evrimsel kayıtlar, yüz sürüngen soyun geçmişte yumurtlamaktan doğuma geçiş yaptığını göstermektedir. Günümüzde ise yılan ve kertenkelelerin yaklaşık %20’si doğurmaktadır. Continue reading »

Tem 052018
 

Yeni yapılan DNA analizi, Yunanistan’da yer alan ve medeniyetin beşiği olarak adlandırılan iki antik uygarlığın ortak atalarının Türkiye’den göç ettiğini ortaya çıkardı. Bilim insanları, Minioan ve Miken uygarlıklarını oluşturan halkın atalarının Anadolu’dan Yunanistan ve Girit’e göç eden erken Neolitik çiftçiler olduğunu belirtiyorlar. Çalışma ayrıca, modern Yunanlıların da büyük ölçüde Mikenlerin torunları olduğunu ortaya koydu.

Bir uluslararası araştırma ekibi, Tunç Çağı’ndaki(Bronz Çağ) Yunanistan, Girit anakarası ve güneybatı Anadolu sakinlerinin ilk kez geniş çaplı DNA analizini yaptı. Washington Üniversitesi, Harvard Tıp Okulu ve Max Planck Enstitüsü’nden İnsan Tarih Bilimi bölümünden uzmanlar, arkeologlar ve Türkiye’deki ve Yunanistan’daki meslektaşlarıyla birlikte verileri topladı. Continue reading »

Tem 052018
 

Bilim insanları, ahlak öğretilerine dayalı Hıristiyanlık, İslam, Yahudilik, Hinduizm ve Budizm gibi ahlak öğretilerine dayalı dinlerin, zengin elitler ile yoksul toplum arasındaki farklılıkları arttırdığını iddia ettiler. Bu dinler, insanların yaşam tarzlarını değiştiren evrimsel oyun alanı seviyelerinin oluşmasına yardımcı oldu.

Dailymail’de yer alan habere göre, Paris’teki École Normale Supérieure’de görevli evrimsel psikolog Dr. Nicolas Baumard, zenginleşmenin, insanların bebekleri için uygun yaşam bir yaşam tarzı belirlemesine ve daha az çocuk tercihine yönelmesine neden olduğunu belirtiyor. Baumard, 2500 yıl önce Akdeniz’in doğusunda ortaya çıkan Mısır ve Sümer medeniyetlerinin elit üyelerinin de bu yaşam tarzını seçtiğini söylüyor. Nüfusun geri kalanı ise evrimsel rekabette hızlı yaşamak zorunda kaldı ve genç öldü ve de bunun sonucu olarak zenginler ayakta kalmaya devam etti. Bu çevrim sonucu ise, elitler, seksüel olarak daha fazla aktif olan ve agresif genel nüfusun kendilerini gasp etmemelerini garantiye almak için ahlak tabanlı tanrıları teşvik ettiler. Continue reading »

Haz 302018
 

Dünyanın en çok bilinen ve en çok ziyaret edilen müzelerinden British Museum’da, Eylül 2017 – Ocak 2018 tarihleri arasında Rusya’daki Hermitage Museum tarafından organize edilen “Sibirya’nın antik savaşçıları: İskitler” sergisi gerçekleşti. Ancak bu sergiye ne Türk medyası ilgi gösterdi ne de müzeyi ziyaret edenler İskit-Türk kültürü benzerliği hakkında bilgilendiler. ‘Kültür ve Tarih Açısından İSKİT-TÜRK AYNILIĞI’ kitabının yazarı Dr. Emine Sonnur Özcan ile en azından Türk okurların bu konuda daha fazla bilgilenmesi ve kültür tarihine sahip çıkması için İskitlerin Türklüğü üzerine konuştuk.

Röportaj: REHA BAŞOĞUL

Gazi Üniversitesi’nde önce resim, sonra tarih okuyan ve doktorasını Hacettepe Üniversitesi’nde erken dönem İslâm tarih yazımında gerçeklik meselesi üzerine yapan Dr. Emine Sonnur Özcan, ‘İbn-i Sina’, ‘Biruni’, ‘İslam tarih yazımında gerçeklik ve El-Mesudi’ ve ‘Farabi’ kitaplarının yazarları olması dışında, ‘Tarih ve Tarihçiler’, ‘Osmanlı Şehirleri ve Kırsal Hayatı’ ve ‘Kıymetli Taşlar ve Metaller’ kitaplarının çevirilerini yaptı. ‘Kültür Tarihi Açısından İskit-Türk Aynılığı’ kitabı ile Türkiye’de ve dünyada İskit-Türk aynılığının bir araya getirilmesindeki eksiliği kapatan önemli bir kitaba imza attı. Dr. Özcan, kitabında erken Mezopotamya döneminden başlayarak , eski Fars, Yunan, Roma ve Arap kaynaklarını tarayarak İskit-Türk aynılığı üzerine oldukça önemli ve net bilgileri artarda ortaya koyuyor. Da Vinci ve Newton gibi şaşırtıcı isimlerin yazınları dışında Yecüc-Mecüc gibi dinsel öğelerin arkasındaki İskitlerin izlerini sürüyor. İskitlerle Türklerin ortak kültür özelliklerini kapsamlı bir çalışmayla anlatan Dr. Özcan ile Türkiye’de pek sahip çıkılmadığını gözlemlediğimiz İskit-Türk aynılığının detaylarını konuştuk.

Araştırmanız “Türkler ve İskitlerin aynı topluluğa mensup halklar olduğu” yönünde. Ters açıdan sorarsak, İskitlerin Türk olmadığını söyleyen araştırmalar var mı? Continue reading »