
Bir göz yanılması olayına da ismini vermiş alice harikalar diyarında’nın ünlü sırıtan kedisi… Hareket eden bir nesneyi takip eden bir gözün, o sırada hareket etmeyen bir başka nesnenin görüntüsünün bütününü ya da bir parçasını beynine iletmemesinden mütevellit, bizim ünlü kedi gibi yüzün silinip, sadece sırıtan dudakların kalması olayından esinlenerek literatüre girmiş göz çatışması olayı.




Peyami Safa’nın iki dünya savaşı sonrasında oluşan ideolojilerin ve mutlakçı bir düşüncenin romanı olarak anılır. Ferid karakterinin özeleştirileri ve yaşadığı pansiyonun sahibi Vafi bey derken, tek içdünyasını analiz edebileceği Aziz bey ile olan dialogları derken bir bakmışın merhum Matmazel Noraliya’nın evindesin.. Ve o koltukta Ferid’in sanrıları başlar ve Matmazel nam- ı diğer Nuriye ile temasa metapsişik yollarla geçer…Ferid yalnızdır, çünkü ailesi tıpkı o dönemde okumuş bir çok aydın ve orta sınıf üzeri kimse gibi biyolojik benlerinin istekleri doğrultusunda yaşam hazlığındadırlar.Bir bencil anne ve babanın çocuğu olarak yalnızlığı pek normaldir. Köksüzlük hissi ile materyalizme olan bağlılığıyla, inançlı Vafi bey’in dialogları ki mevlevidir bu arkadaş, garip bir hal alır..Sonlara doğru kimilerine göre biraz sıkıcı hal alması, psikolojinin yoğunluğundadır kanımca.. Ve mutlakçı düşüncenin kıskacından kurtulan ve kendisiyle barışan Ferid hali pek haz vermeyebilir ama içsesin ferahlaması iyidir…Bütünleşilen Matmazel’le mesut bitap bir halde, bütün korkularını ve sanılarını bir kenara bırakır. Selma ve peygamberkaşlı Fatma ve çıplak üryan vakalarına yapılan Freud, Adler ve Jung göndermeleri de Safa’nın dönemin ve günümüzün iyi romancısı olduğunun altında yatan anlamlı bir nedendir.. .

500 küsür sayfalık bu kitabı, kitapçıda elime aldığımda ilk dikkatimi çeken , “Fizik hakkında yazılmış en komik kitap” olarak nitelendirilmesiydi ve direk tahrik etti. Leon Lederman’ı da ciddi adamdır diye biliyoruz tabii. Tam zen öğrenme metodlarıyla anlatımlanmıştır diyerek kandım, iyi de etmişim. Argo dil yapısından tarihteki kişilerin deneylerine, leptonlardan görecelik kuramına bir çok kavram, belki de atom altı gibi bilinç altında bana hep gülümseyen suratları hatırlatmıştır. Leon Ledarman da nefis bir üslupla bunu başarmış biri, kuantum fiziği de bu kitabın temeli. Tarihteki Democritus’tan Bohr’a Carl Sagan’dan Newton’, atomun minicik boyutlarına bir çok evren sığdırmış insanların ilk başta hayali olarak görünebilecek ama aslında gerçeğin ta kendisiyle yüzleşeceğiniz harçları birer birer atacaktır beyninize… Democritus’la Ledarman’ınn çok keyifli bir sohbeti de vardır ki ansızın idrak ederse okurken hamaktan düşürebilir adamı..

