Espri Sanatı

Orjinal adı “Espri ve Esprinin Bilinçsizce İlişkileri” olan, tarih boyunca gözlerden kaçtığına ve yeteri kadar önemle anılmadığına inandığım bir Sigmund Freud kitabı. Özellikle nükte, nüktedanlık ve bunlar arasındaki ruhbilimsel ve rüya ile olan ilişkileri, esprinin yarattığı haz ve espri çeşitleri konusunda nefis olmakla beraber, ‘hepimizin bildiği gibi bir espiriyi anlatmak kadar zor ve hoş tad bırakmayan his yoktur’ olgusunu Freud, -kendi tabiriyle- zorlanarak da olsa başarıyor. Kitapta geçen genel hava, Jean Paul Richter, Thedore Vischer, Kuno Fisher ve Thedore Lipps gibi daha önce bu konuda az ve öz yazan düşünürlerin çerçevesinde başlar ve akabinde nüktenin söz oyunları, elemanlarına ayırma, mecazi anlam, ikircil kullanımı , yoğunlaştırma gibi teknikleriyle bence nefis bir şekilde anlatır. Sonra Victor Hugo’nun “Hernani” adlı eserinin, William Shakespeare’in “Bir yaz gecesi rüyası” gibi komedilerinin ve tabiki Hamlet’ten bazı pasajlarını da bu teknikler dahilinde analiz ederek ortaya harika bir başvuru kaynağı çıkarmıştır Freud.

Kitaptan aldığım notlarım dahilinde alıntılayacağım bazı tanımları vermek bu konu hakkında iyi bir başlangıç olacaktır.

- Jean Paul Richter’e göre, ” özgürlük nükteyi, nükte özgürlüğü üretir.”, ” nükte, sadece bir fikirler oyunudur.”
- Thedore Cischer’e dilinden “ailelerin hoşlanmadıkları evlilikleri sağlamlaştırmaktan hoşlanır nükte…”
- Theodore Lipps’in tanımlamasına göre nükte; “kesinlikle öznel olan gülünç”, ” kendi içimizde doğurduğumuz, eylemimizin bir parçası ve tamamlayıcısı olan gülünç, önünde istesek de aslen nesne olarak değil , üstün bir özne olarak davrandığımız bir gülünçtür.”
- Emil Kraepelin’ e göre nükte, “karşıt iki tasarımın bileşimi, zorunlu bağlantısıdır.”

ayrıca Jean Paul Richter’in, Hamlet’ten nükte için alıntıladığı tanım, ” özlük, kısalık nüktenin bedenidir, ruhudur, özlülük nüktenin ta kendisidir.”

ve yine kitaptan bazı nükte örnekleri;
- “insan ömrü iki bölümdür, birinci bölüm ikincisine, ikinci bölüm de birincisine özlemle geçer.”
- “karımız şemsiye gibidir, her şeye rağmen sonunda dolmuşa bineriz.”
- “doktor delikanlıya sormuş, otuz bir çekiyor musun? delikanlı yanıtlamış “o na, nie” (hayır, asla)[almanca'da "o na, nie" !onanı diye teleffuz edilmesi latince'de otuzbir çekmek anlamındadır.]

Share

İlgili Olabilecek Yazılar:

  1. Nükte
  2. Mutluluk Sanatı- Dalai Lama
  3. Tanrı Parçacığı- Leon Lederman
  4. Aşk ve Kıskançlık – Ayala Malach Pines
  5. İkilemlerin Prefrontal Korteks’teki Kavgası: Karar Anı – Jonah Lehrer
  6. Minyatürlerle Osmanlı-İslâm Mitologyası – Metin And
  7. Galileo’nun Buyruğu – Edmund Blair Bolles
  8. Cinsel Aşkın Anatomisi – Helen E. Fisher

Leave a Reply

(required)

(required)

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

© 2012 Reha BAŞOĞUL- Küp Şekerden Düşgen Suffusion theme by Sayontan Sinha
Read more:
Nekromansi

Tarihi Mısır mistisizmi olduğuna dayandırılan ama daha eski olduğu çıkarımsamalar neticesinde kolayca anlaşılabilecek ölü dünyayla geleceğe dayalı bir sohbet esnasını...

Kozmik Tohum – Zecharia Sitchin

Vakti zamanının bestseller i, Nasa'nın da gündeminde olan Zecharia Sitchin'in araştırma kategorisindeki kitabı. ilk bakışta, spesifik soruların anahtar cevaplarını araştırmak...

Yıl: 2046 Uzay Anıları Gelecek Zaman Masalı – Aydın Boysan

"Bir aralar tartışma programlarının gözdesi eski mimar ve gazeteci Aydın Boysan nasıl bilim kurgu romanı yazardı?" sorusunun cevabı... Roman, 2046...

Tuncer Cücenoğlu’nun tiyatrodaki gotik çığlığının kurtardığı “Çığ” altındaki “Vicdan”

“Nasıl ki ölümü hesaba katmayan yaşamlar yaşayan insanların yaşamları anlamsızdır - aynı şekilde, ölüme bilinçle giden yaşamlar yaşayabilen kimi insanlar,...

Oyuktaki Güç

Oyuktaki Güç Nasılda parmaklarımda eriyor kısacık tazecik saçların erkekliğimi eskitiyorum bu mor odalı koyunda avuç dolusu güç kamçılıyorum sana nasılda...

Close