Tem 062018
 

Almanya’daki bilim adamları, insan evriminin tarihini değiştirecek nitelikte bir keşif yaptı.

Independent’ta ve National Geographic’te yer alan habere göre, bir paleontolog ekibi, Almanya’nın Eppelsheim kasabası yakınlarındaki eski, kurutulmuş bir Ren nehri yatağında çakıl ve kumları eşelerken 9.7 milyon yıllık fosilleşmiş diş kalıntılarını keşfetti.

Buluntunun bulunduğu bölge yaklaşık 200 yıldır fosil avcıları için cazibe merkezi olma özelliği taşıyor. Eppelsheim’da 1820’lerde bulunan fosilleşmiş bir kalça kemiği, paleontoloji ve paleoantropoloji alanlarının başlamasına yardımcı olmuştu ve maalesef buradan bulunan fosillerin birçoğu 2. Dünya Savaşı sırasında kaybedildi ve o zamandan beri yeni örnekler bulunamadı.

Dişleri tetkik eden araştırmacılara göre, bu hafta açıklanan iki diş, Eppelsheim’dan 80 yıl sonra türünün ilk yeni fosilleri olma özelliği de taşıyor.

Çok ses getiren keşif, iki karamel renkli fosil dişin bir tanesi bir köpek, bir diğeri üst azı dişi olarak olarak tanımlanırken – 9-10 milyon yıl önce yaşayan bir primata ait olduğu belirtiliyor.

Özellikle garip bir şekilde büzülen köpek dişinin, Etiyopya’da bulunan ve soyu tükenmiş primatlardan oluşan 3,2 milyon yıllık iskelet olan “Lucy” ile tanınan Australopithecus afarensis türüne ve nesli tükenmekte olan olan Ardipithecus ramidus’ ait dişlere benzese de daha önce Avrupa’da ve Asya’da keşfedilen başka türlerinkilere benzemiyorlar.

1974’te Lucy’nin keşfi, o zamana kadar oluşan insan evriminin zaman çizelgesini değiştirmişti. BBC’nin yayınladığı bir rapora göre, bize insanlarla ilk primatlar arasındaki bağlantıyı gösterdi. Pelvisinin şekli ve konumu tamamen dik bir yürüyüşü yansıttı. Lucy’nin diz ve ayak bileği de korunması, iki ayak üstünde yürümeyi yansıtması açısından önem arzediyordu.

Rapora göre, Lucy’nin keşfi, yürüyüşün insan evrimini ileriye götüren anahtar roldeki seçici baskılardan biri olduğunu kuvvetlendirdi. İnsanlara yakın ilk tür olan “Homininler” maymunlardan daha uzak adımlar atmak için daha büyük beyinlere ihtiyaç duymadı.

Almanya’daki keşifle ilgili en ilginç durum ise dişlerin daha önce hem Avrupa’da hem de Asya’da keşfedilen başka türlerin dişlerine benzememesi.

Mainz Belediye Başkanı Michael Ebling, Independent’a verdiği demeçte “Çok dramatikleştirmek istemiyorum, ancak bugün insanlık tarihini yeniden yazmaya başlamamız gerektiğini hipotezini ortaya atacağım.” diyor.

Keşfin 2016’da yapılmasına rağmen, ekibin dişler nedeniyle kafa karışıklığı yaşadığı ve bulguları yayımlamadan önce bir yıl boyunca daha fazla kanıtın oluşmasını bekledikleri belirtiliyor.

Mainz Doğal Tarih Müzesi müdürü ve araştırma ekibinin başkanı Herbert Lutz’a göre “Bunlar apaçık primat dişleri ve karakteristik özellikleri itibariyle Eppelsheim’da ortaya çıkarılan fosilden 4-5 milyon yıl daha genç olan Afrika bulgularına benzemektedir”.

Lutz, ResearchGate ile yaptığı röportajda ise. “Bu bireyin nereden geldiği tam bir gizem ve keşif yeri kimsenin önceden böyle bir yerde diş bulamadığı bir yer.” diyor.

Yorumlara göre bu dişleri taşıyan Avrasya primatıyla, uzaktaki Afrikalı akrabaları, coğrafi ayrılıklarına rağmen benzer evrimsel baskılarla karşı karşıya olabilir. Bu, bağımsız olarak evrimde yaygın bir olgu olan yakınsama olarak isimlendirilen durum nedeniyle benzer diş şekillerine yol açabiliyor.

Bulgunun kritik öneme sahip olma nedenlerinden biri de “homininler”e Avrupa’da daha önce rastlanmamasıdır. Varlığı biliniyordu ancak daha önce herhangi bir bulguya rastlanmamıştı.

Bulgular yeni olmakla birlikte, daha fazla araştırma yapılmasıyla insan evrimi ile ilgili önemli bilgileri ortaya çıkarmanın anahtarı olacak ve ilk insanların yaşadığı çevreyi anlamamıza yardımcı olacaktır. Ayrıca, var olan primatların nasıl evrimleştiği ve nasıl yok olduğuna dair bilgiler dışında diğer türlerine bağlantılar kurmamıza yardımcı olacak.

Dr Lutz, araştırmaya ilişkin ilk makalenin vorZEITEN dergisinde yayınlanmasının ardından gizemin kilidini açmak için “gerçek çalışma”nın henüz başladığını belirtiyor.

İnsan evrime dair bilimsel görüş birliğine varılan mevcut model, Homo Sapiens’in ya da modern insanın 70.000 yıl önce dünyaya yayılmadan önce, doğu Afrika’da bir yerde 400.000-200.000 yıl önce bir tarihte evrimleştiklerini söylüyor. Bazı uzmanlar ise dişlerin bir insanımsıya ait olup olmadığı sorguluyor.

Soyu tükenmiş insan dişlerinin uzmanı olan Toronto Üniversitesi’nden paleoantropolog Bence Viola, makalede köpek dişinin alışılmadık, ilginç bir şekle sahip olduğunu söylüyor. Bununla birlikte, sınıflandırmada daha önemli özelliğe sahip azı dişinin ise her şekilde insan ile bağlantısı için çelişki barındırıyor. Viola, hiçbirşey hakkında çok fazla patırtı koparıldığını ve köpek dişinin de aynı bireye ait olduğunu söylüyor: “Kesinlikle bir hominin değil ve aynı zamanda bir hominoid değil diyebilirim.”

National Geographic’in temas kurduğu uzmanların çoğu, köpek dişinin muhtemelen yaklaşık 7-17 milyon yıl önce Avrupa’da ve Asya’da yaşayıp yok olan, primat bir soy olan pliopithecoid türüne ait olabileceğine söylüyor.

İnsanların çok uzak akrabalarından olan pliopithecoidler için bazı paleontologlar, Eski Dünya maymunlarının ve primatların birbirinden ayrılmadan önce ortak atalarından ayrıldığını iddia ediyor. Başka bir deyişle, modern insanların, bu dişlerin temsil ettiği türlerden çok, babunlarla daha yakından ilişkili oldukları muhtemel olarak görülüyor.

Diş kalıntıları, ekim ayı sonundan itibaren Mainz Doğal Tarih Müzesi’ne gönderilmeden önce bir devlet sergisinde halka sergilenecek.

Çeviri: Reha BAŞOĞUL

https://www.sozcu.com.tr/2017/teknoloji/97-milyon-yillik-primat-disi-fosili-insanlik-tarihini-yeniden-yazabilir-2059326/

If you enjoyed this post, please consider leaving a comment or subscribing to the RSS feed to have future articles delivered to your feed reader.

 Leave a Reply

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

(required)

(required)

Kapat